SON DAKİKA

What Is The Risk

Bu haber 18 Ağustos 2017 - 14:45 'de eklendi ve 1.747 views kez görüntülendi.

What Is The Risk ?

ODTÜ öğretim görevlilerinden Muhan Soysal’a ait bir rivayet:   

Hoca sınav yapacaktır ve tahtada yalnızca bir soru yazılıdır: “What is the risk ?”

Öğrenciler kağıtlara gömülüp riskin ne olduğunu anlatmaya girişmişler.

Öğrencilerden biri kağıdını hemen verip çıkmış. Bomboş kağıdın başında öğrencinin ismi, en altında da “This is the risk” yazılıymış.   

Diğer öğrenciler çeşitli notlar alırken yalnızca bu öğrenci yüz almış.  

Derken ikinci sınav zamanı gelmiş ve tahtada yine aynı soru “What is the risk ?”  

Sınıftaki öğrencilerin hepsi “This is the risk” yazarak boş kağıtlarını vermişler.

Biri hariç hepsi yüz alırken ilk sınavda yüz alan öğrenci sıfır almış.

Öğrenci hemen itiraz etmiş:  “İlk sınavda bu cevapla yüz almıştım.

Bu sınavda bütün arkadaşlarım aynı cevapla yüz alırken ben niye sıfır alıyorum?”

El cevap: “Aynı koşullar altında aynı riski iki kere alan aptaldır.”  

Bugünkü yazıma Odtü İşletme fakültesinde geçen bir hikaye ile başlıyorum.

“Durup dururken bunu neden anlattın” diye soranlar olabilir.

Düşünüyorum da arka arkaya 8 seçim kaybetmemize rağmen “değişen bir şey var mı” diye kendi kendime soruyorum.

Muhalefet partilerinin durumu ortada günü geçiştirmenin derdindeler.

Peki ama bizler ne yapıyoruz?

Atatürk resmi paylaşmak mıdır gerçek Atatürkçülük?

Yoksa onun fikirlerini paylaşmak, nasıl başarılı olduğunu, imkansızlıklar içerisinde dahi nasıl kazanabildiğini anlamak ve anlatmak mıdır gerçek Atatürkçülük?

Önümüzde bir seçim daha var.

Bu seçimin ne kadar önemli olduğunu anlatmama gerek var mı?

Hepimiz işin ciddiyetinin farkındayız.

Farkında olmasına farkındayız ama bu ciddiyetimizi sosyal medya paylaşımlarında veriyor muyuz?

Hiç birisinin önemsiz olduğunu söylemiyorum.

Sözlerim lütfen yanlış anlaşılmasın.

Bazı sosyal medya hesaplarının paylaşımlarına baktığımda, günlük paylaşımlarının hemen hemen tamamını akp-fetö kavgasına, tecavüz haberlerine, ve akp seçmeninin inanç ve giyim tarzına yönelik paylaşımların olduğunu gözlemliyorum.

Akp cephesine baktığımızda, şimdiden seçim hazırlıklarına başlamış durumdalar.

Harıl harıl çalışıyor, bu süreçte kendilerine oy kaybettirdiklerini düşündüklerini elemeye başladılar.

Muhalefete bakınca her şey yolundaymış gibi bir rehavet içerisinde; yanlışları düzeltme çabası ise yok.

Şimdi anlıyor musunuz? Binali Yıldırım’ın, Kılıçdaroğlu’na “8 değil 88 seçim olsa da sen iktidar olamayacaksın” demesinin nedenini.

Hepimizin aklını başına toplayıp öyle hareket etmesi gerekiyor.

Halen siyasi partilerden umudu olanlara büyük kurtarıcımız Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü hatırlatmak istiyorum.

 “Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır”

Bu süreçte artık tek başına kaldığımız bilinci ile hareket etmemiz gerekmektedir.

Siyasi partiler bu süreçte ya aymazlık içerisinde, ya da emperyalist güçlerin istediği yönde hareket etmekteler.

Aydınlara baktığımızda ise herkes kendi köşesine çekilmiş.

Durumdan rahatsız olanları ise bir avuç insan dışında dinleyen kimsenin olmaması yüzünden onlar da hareket edebilecek durumda değiller.

Yukarıda sosyal medya paylaşımlarından bahsettim.

Unutmayalım ki; bizler bu seçimi % 49 ile kaybettik.

Yani akp cephesinden bizim tarafımıza en az bir % 3 lük oy potansiyelinin aktarılması gerekmekte.

Bu süreçte kimsenin bir diğerini ötekileştirme, geri itme şansı bulunmamaktadır.

Atatürk’ün Milli Mücadele’yi kazanırken her cenahtan (Vatansever olması koşulu ile) insanı oluşumun içine soktuğunu unutmamak gerekiyor.

“Hangi partiye oy vereceksin” anketi yapmak herkesin aklına gelirken, nedense “akp ye neden oy veriyorsunuz” anketi yapmak kimsenin aklına gelmiyor.

Bu insanları nasıl kendi cephemize kazandırırız düşüncesi hiç kimsede yok.

Bizleri bu kadar tehlikeli günler beklerken cemaat-akp kavgası ise beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor.

Hala bu kavgada haklı haksız tartışmaları ile nereye gideceğiz?

Bunları paylaşmak yerine cumhurbaşkanımızın 1 milyon dolarlık makam aracına binerken, sırf tarım ihracatı 150 milyon doların üstünde olan Hollanda Başbakanı Mark Rutte’nin bisikletle işe gidip geldiğini neden paylaşmayız?

Almanya’da kişi başı milli gelir Türkiye’nin dört katı olmasına rağmen Merkel’in sarayda yaşamak yerine bir apartman dairesinde oturduğunu neden paylaşmayız?

Peki her gün pompalanan tecavüz haberleri ile ne olduğunun farkında mısınız?

Bölünüyoruz arkadaşlar.

Zaten Atatürkçüler ve muhafazakarlar olarak bölünen ülke halkı, bu sefer de kadın ve erkekler olarak bölünüyor.

Nasıl mı? Özellikle yazımı okuyan bayan arkadaşlar; kız çocuğunuza sadece çocuk olmasından dolayı yaklaşan bir erkeğe “acaba bu da sapık mı?” diye içinizden geçirmiyor musunuz?

Toplumda herkes birbirine şüphe ile bakar oldu.

Sizi bilmem ama herbgün baktığım tecavüz haberlerine göre ülkenin yarısının tecavüze uğramış olması lazım.

Kimse kusura bakmasın ama ben bu haberlerin bilinçli olarak toplumu ayrıştırma amaçlı yapıldığına inanıyorum.

Bizler bu haberleri gündemde tuttukça, haberler de bu yönde gelmekte.

Yani anlayacağınız arz-talep meselesi.

Yapılan bir yanlışlığı da belirtmek istiyorum.

Özellikle twitter gruplarında bulunan arkadaşlar, atılan bir tivit te ne yazdığını bile okumadan rt yapmaktalar.

Nerden biliyorsun? derseniz, atılan uzunca bir yazının bile daha 5 saniye geçmeden rt  edilmesinden biliyorum.

Lütfen okuyalım arkadaşlar, belki o tivit sizin hiç tasvip etmediğiniz bir düşünceyi savunmakta, belki bölücü içeriğe sahip bir paylaşım.

Okumadan nasıl böyle bir riski alabiliyorsunuz?

Bu yazım ile bir çok arkadaşımı kızdıracağımı düşünüyorum.

Bu uyarıları bir dostun uyarısı olarak göreceğinizi düşünüyorum.

Ben bu uyarıları Atatürk’ün sözleri ışığında yapıp sizlerin gereken dersi çıkaracağınızı düşünüyorum.

Aynı koşullar altında aynı riski iki kere alamayız.

Eski alışkanlıklarınızı bir kenara bırakıp yeni hedefler koymalısınız kendinize.

Atatürk ;

“Gerçeği konuşmaktan korkmayınız.” (1908)

“Birbirimize daima gerçeği söyleyeceğiz. Felaket ve Saadet getirsin, iyi veya fena olsun, daima gerçekten ayrılmayacağız.” (1925)

“Milleti aldatmayacağız. Millete daima ve daima gerçeği söyleyeceğiz. Belki hata ederiz, yanlış şeyleri gerçek zannederiz; fakat millet onu düzeltsin.” (1923)  demiş.

 

Sedat DOĞRUER

Sedat Doğruers.dogruer@bihabermedya.com
HAYAT Yaşayamadığımız "BELKİLER" Yaşadığımız "KEŞKELER" ve İçimizde tuttuğumuz "NEYSELER" den İBARETTİR.....!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.