SON DAKİKA

Uygarlığın Doğuşu ilk Uygarlıklar

Bu haber 31 Ekim 2018 - 21:17 'de eklendi ve 7 views kez görüntülendi.

Uygarlığın Doğuşu ilk Uygarlıklar

UYGARLIĞIN DOĞUŞU VE İLK UYGARLIKLAR

İlk Uygarlıklar Hakkında

İlk uygarlıkların yaşantılarına baktığımızda neredeyse hepsinin su kenarlarında yerleşim kurduğunu görüyoruz. Uygarlığın doğuşu ve ilk uygarlıklar konusunun anlaşılması için bu noktanın iyi anlaşılması gerekmektedir. Su ve diğer besinler insanlar için temel besin kaynakları olduğundan ilk uygarlıklar özellikle nehir kenarlarına olmuştur.

Çin Medeniyeti Sarı Nehir , Hint Medeniyeti İndus ve Ganj Nehirleri etrafına, Türk Medeniyeti Aral Gölü ve Seyhun-Ceyhun Nehirleri ve Balkaş Gölü etrafına, Mısır Medeniyeti Nil Nehri etrafına, Mezopotamya Uygarlıkları ise Fırat ve Dicle nehirleri etrafına toplanmıştır. Uygarlığın doğuşu ve ilk uygarlıklar ile ilgili incelemelere başlayalım. İlk uygarlıklar arasında işleyeceğimiz en önemli uygarlık bölgesi Mezopotamya.

mesospotamos
Mezopotamya Uygarlıkları Haritası

Mezopotamya Uygarlıkları

Mezopotamya , (Arasında) Mesos-Potamos (Nehirler) kelimelerinin birleşmesiyle oluşan bir kelime. Bu iki nehir Fırat ve Dicle nehirleridir. Bölgeyi sulayan bu nehirler Mezopotamya ‘ya hayat vermiştir. Mezopotamya ilk uygarlıklar beşiği olarak nitelendirilir. Burada Uygarlığın doğuşu ve ilk uygarlıklar tarafından tercih edilmesi bu bölgenin doğal şartları ile ilgilidir. Bu kadar önemli bir bölge olmasının nedenleri şunlardır :

Göç Yolları üzerinde olması : Asya’dan Avrupa’ya doğru yol üzerinde bulunması bir çok milletin bu bölgeye zorunlu uğramasına sebep olmuştur.

İklim Şartlarının Uygunluğu

Topraklarının verimli olması ve tarıma elverişliliği

Sulama imkanlarının fazla olması

Uygarlığın Doğuşu ilk Uygarlıklar

Şartlara baktığımızda yaşam olanaklarının uygun olduğunu görüyoruz. Bölgedeki temel inşaat malzemesi toprak ve toprağın çamurlaştırılmasıyla elde edilen Kerpiçtir. Bölgede taş malzemeye çok az rastlanmaktadır. Dolayısıyla Kerpiç malzeme kullanılarak yapılan eserler günümüze ulaşamamaktadır. Uygarlığın doğuşu ve ilk uygarlıklar ünitesindeki temel uygarlığımız ise Sümerliler.

Sümerliler

“Tarih Sümerle Başlar” meşhur bir söylemdir. Bu argümanda Tarih = Yazının icadı bağlantısından ileri gelir. Evet yazının mucidi Sümerliler’dir. Bu Mezopotamya uygarlığı, yazının icadı ile bilinir ve Tarihi Çağlar, Sümerliler ile başlar. Bulunan yazı çivi yazısıdır. Çiviyi andırmasından dolayı böyle isimlendirilir.

Sümer ülkesinde her şehir birbirinden bağımsız yapıda örgütlenmiştir. Bu bölünmüş şehir devletlerine “Site” denir. Site devletleri arasında sık sık savaşlar görülüyordu. Bu şehir devletleri arasında siyasi bir birlik yoktur. Dolayısıyla Sümer Ülkesinde hiçbir zaman merkezi bir yönetim kurulmamıştır. Site devletlerinden bazılar “Ur, Uruk,Lagaş”şehirleridir.

Not : Bir ülkede başkent yok ise, merkezi yönetim yoktur. Dolayısıyla siyasi birlik bulunmaz. Merkezi bir yönetimden söz edilemez.

Site devletlerinin başında bulunan ve rahip-kral ünvanı taşıyan bu kişilere “patesi” veya “ensi” gibi ünvanlar verilmiştir.

Uygarlığın Doğuşu ilk Uygarlıklar Bu yöneticiler bir kaç siteye aynı anda hükmetmeye başladığında kral manasına gelen “Lugal” tüm ülkeye hakim olurlarsa “Lugal Kalma” ünvanı alırlar.

Tarihte ilk yazılı kanunları Lagaş kralı URUGAKİNA oluşturmuştur.

Sümerliler matematik ve astronomi alanında ilerlemiş, çalışmalarının neticesinde “ilk ay yılı esaslı Takvimi”icat etmişlerdir.

Tekerleğin mucidi olarak Sümerliler kabul edilmektedir.

Ziggurat adı verilen yapılar inşa etmişlerdir. Bu yapıların 3 katlı olduğu ve en üst katında gözlem evi olduğu bilinmektedir. Giriş katını depo olarak kullanan Sümerliler, orta katı ise okul olarak kullanmışlardır.

Sosyal ve dini yapıları : Köleler, Rahipler, Asiller gibi sosyal sınıf farkları görülen Sümer ülkesinde çok tanrılı din görülmektedir.

gıda

Uygarlığın doğuşu ve ilk uygarlıklar ünitesindeki en önemli uygarlıklardan biri de Sami kökenli bir topluluk olan Akadlar topluluğudur.

Akadlar Tarihte bilinen ilk merkezi imparatorluğu kurmayı başarmışlardır.

Kral Sargon döneminde gelişen Akad topluluğunda Başkent “Agade” şehridir.

Bir başkentin olması merkezi bir yapının olduğunu gösterir. Merkezi krallık kavramı başkentin olmadığı şehirlerde düşünülemez.

Tarihte bilinen ilk imparatorluğu kuran Akadlar, bunu yine tarihte kurulan ilk düzenli ordu ile başarmışlardır.

Akadlar çok tanrılı bir dini inanışı benimsemişlerdir.

NOT : Mezopotamya uygarlıklarının büyük bir kısmında ve neredeyse tamamında çok tanrılı dinler görülmektedir.

Kral Sargon’un ölümünden sonra bu devlet zayıflamış ve Sümerliler devleti bu devlete son vermiştir.

elemek

Elamlar sami kökenli bir devlettir. Başkentleri SUS şehridir. Anadolu’da Lidya ülkesinden başlayan KRAL yolu burada SUS şehrinde sona ermektedir. Elamlara Asurlular devleti son vermiştir.

Babilliler

Babilliler devleti Sami kökenlidir. Samiler arasında Amurru kolu tarafından kurulmuştur. Bu sebeple Amurrular olarak da bilinirler.

Başkentleri ise Babil kentidir. Günümüzde bu şehir Irak sınırları içerisinde bulunmaktadır.

Babil’in Asma Bahçeleri dünyanın 7 harikası içerisinde sayılmaktadır. Yine aynı listede Babil Kulesi’ni görmekteyiz. Bu yapılar günümüze ulaşamamıştır. Temel nedeni ise dayanıksız malzemeler ile yapılmış olmalarıdır.

Babil Kralı hammurabi, kısasa kısas esaslı sert kanunlar yaparak tarihe geçmiştir.” Hammurabi Kanunları”

Uygarlığın Doğuşu ilk Uygarlıklar Göze göz, dişe diş şeklinde ifade edilen bu kanunlarda cezalar oldukça ağır ve işlenen suçun karşılığı aynî oluyordu.

Aslında içeriğe baktığımızda Sümer kanunlarının daha küçük bir ülke yönetimi için, Babil kanunlarının ise bir imparatorluk yönetimi için ortaya çıkartıldığını söylemek daha doğru olacaktır.

Babilliler ülkesinin akıbetinde ise Perslerin egemenliği ile tarih sahnesinden çekilmek kaçınılmaz olacaktır. Uygarlığın doğuşu ve ilk uygarlıklar ünitesinde Asurlular ile devam ediyoruz.

Asurlular

Asur imparatorluğu Mezopotamya’nın kuzeyinde yaşayan ve dolayısıyla anadoluya yakın bir halktır. Anadoluda kurdukları ticaret kolonileri tarihte önemli bir yere sahiptir.

Bu ticaret kolonilerine “KARUM” denmektedir. Bu KARUM denilen pazarlarda Mezopotamya’dan getirdikleri YAZIYI kullanmaları anadolu halkına yazı hakkında ipuçları verecektir. En meşhur  KARUM , Kayseri- Kültepe’de bulunmaktadır. (Kaniş)

Anadoluda Hititler , Asurlardan aldıkları yazıyı kullandılar ve Anadolu’da tarihi devirleri başlattılar.

NOT : Yazıyı Anadolu’ya Asurlar getirmiştir. Karum denilen pazar yerlerinde borç ilişkileri kil tabletlere yazılmıştır.

Düzenli orduları bulunmakta ve diğer Mezopotamya uygarlıkları gibi çok tanrılı dinlere inanmaktadırlar.

Mezopotamya uygarlıkları ile ilgili son bir genel bilgi : Bu uygarlıklar uzun ömürlü olabilecek eserler bırakamamışlardır. Bunun sebebi bölgenin ana malzemesi olan kerpiçtir. Bununla beraber göç yolları üzerinde olmaları sık sık istila edilmelerine sebebiyet vermiştir. Bu uygarlıklar insanlık tarihinin en eski icatlarına ev sahipliği yapmış ve medeniyetler buradan dünyaya yayılmışlardır. Mezopotamya dendiğinde akla gelmese gereken iki kelime Fırat ve Dicle’dir. Bu iki nehir bölgeye can vermektedir.

Anadolu Uygarlıkları

Anadolu tarihin ilk devirlerinden itibaren bir çok uygarlığa ev sahipliği yapan bir coğrafyadır. Eski isimlerinden biri de Anatolia’dır. Anatolia güneşin doğduğu yer demektir.

Özellikle göç yolları üzerinde bulunması tarih boyunca kalabalık ve hareketli bir nüfusa sahip olmasında etkilidir.

Hititler

Hitit uygarlığı Anadolu’nun en eski uygarlıklarından biridir. Hititlerin Kafkaslardan Hatti ülkesine gelerek onlarla birleşmesiyle Hitit Ülkesinin kurulduğu düşünülmektedir.

Hititler’in başkenti Bugün ki Çorum-Boğazköy yakınlarında bulunmuş olan Hattuşaş şehridir. Başkenti bulunan bir ülkenin merkezi yönetimi olacağını unutmayalım.

Ülkenin kaynaklardan hareketle bilinen ilk Kralı Hattuşili’dir. (Labarna)

Hititliler ile Mısırlılar arasında yapılan KADEŞ SAVAŞI, dönemin en önemli gelişmesidir. Özellikle Kuzey Suriye üzerindeki hakimiyet mücadelesinden dolayı çıkan bir savaştır.

Bu savaştan sonra Dünya tarihindeki ilk yazılı anlaşma kabul edilen KADEŞ ANLAŞMASIimzalanır.

Bu anlaşma Mısır Firavunu II. Ramses ile Hitit Kralı III.Hattuşili arasında imzalanır. Anlaşma metninde Hitit Kraliçesi’nin de mührü bulunmaktadır. (Puda Hepa)

Hitit ülkesinin ilk yıllarında şehirleri prensler yönetmekteydi. Görünümde feodal (derebey) (Ağalık sistemi veya ayanlık) gibiydi. Bu Prensler savaş zamanı orduya askerlerini de alarak katılırlardı. Hitit ülkesi büyüdükçe bu şehirlere artık valiler atanmaya başlandı ve merkezi otorite arttırıldı.

Sınıf farklılıkları görülen Hitit ülkesinde köleler en alt katmanı oluştururdu ve bunların mülkiyet gibi hakları bulunmaktaydı.

İnsan haklarını gözeten Hititler’de aile hukuku gelişmiştir. Ancak köleler yarım insan sayıldıkları için kanunlardan yararlanma anlamında yarım hakka sahiptiler.

Cezaları yumuşak olmakla beraber krala karşı işlenen suçlar için ölüm cezası verilirdi.

NOT : Tarihteki ilk medeni hukuk kurallarını Hititler meydana getirmişlerdir.

Dini inanışları çok tanrılı sisteme dayanır.

Hititlerin Asurlular’dan alarak kullandıkları yazı Çivi yazısıdır. Bununla beraber  Hiyeroglif  adı verilen resim yazısını kullanmışlardır. Resim yazısı sembollerden oluşmaktadır.

Gılgamış destanı, Sümer dilinden Hititçe’ye çevrilmiştir.

Hititlerin Güneş kursu anadolu medeniyeti sembolüdür. Bu kurs günümüzde ETİ markasının da sembolüdür. Hititlerin bir diğer ismi de ETİ uygarlığıdır.

İvriz ve Yazılıkaya kabartmaları günümüze kalan önemli eserlerdendir.

Hititlerde Krala Tabarna , Kraliçeye ise Tavananna yani anakraliçe denmektedir. Yöneticilerin içinde bulunduğu bir danışma meclisleri vardır.

Pankuş adı verilen  danışma meclisinde son söz Krala aitti.

ANAL adı verilen yıllıkları tanrıya hesap vermek amacıyla yazmışlardır. Bu yıllıklar yalan içermezler. Bu eserler tarafsız oldukları için objektif tarihçiliğin önemli metinlerinden kabul edilirler.

Tarihte atlı savaş araçlarını ve arabalarını ilk Hitit uygarlığı kullanmıştır.

Hitit Uygarlığı Perslerin etkisiyle tarih sahnesindeki yerini terketmiştir.

Frigyalılar

Frigyalılar , başkent gordion üzerinde kurulmuşlardır. Bugün Ankara yakınlarında 29 km uzaklıktaki Polatlı ilçesinde bulunmaktadır.

Friglerin bilinen ilk Kralı Gordios olarak isimlendiriliyor. Kral Midas, meşhur hükümdarlarıdır. Her tuttuğu altına dönüşsün diye dua eden ve bu başına bela olan Midas, daha sonra tekrar dua eder ve bir nehre ellerini sokar. Nehir elindeki büyüyü alıp götürür ve Midas kurtulur. Tarihe Eşşek kulaklı midas olarak geçmiştir.

Frigler özgün bir yazı sistemi kullanmışlardır. Kuyumculuk ve kaya oymacığı sanatlarında gelişme kaydetmişlerdir.

Tarım alanında oldukça sert cezalar koymuşlardır. Bunun sebebi tarımın önemli olmasıdır. Saban kırmak veya öküz öldürmek genellikle ölüm ile cezalandırılırdı.

Saban, tarlayı sürmeye yarayan tırnaklı çatallı alettir.

Kibele isimli ana tanrıçaları, bereket tanrısıdır.  Midas Tümülüsü ise günümüze kalan önemli eserlerdendir. Tümülüs, kral mezarlarına denir. Tepelerin altı oyularak meydana getirilmişlerdir.

Dünyanın , kendi dönemindeki en meşhur halıları Frig ülkesinde dokunurdu. Bu halılara TAPATES denmektedir.

Hitit ülkesinde ev tipleri Megaron olarak isimlendirilir. Doğulu tipte evlerdir. Girişte Büyük salon ve etrafında diğer odalar bulunmaktadır.

Lidyalılar

Lidya uygarlığı denince akla ilk şüphesiz PARANIN İCADI VE ÜCRETLİ ASKERLİK gelmektedir.

Lidyalıların kurucusu olarak Kral GİGES kabul edilir. M.Ö 7.YY’da kurulan bu uygarlık Kral yolusayesinde oldukça zenginleşmiştir.

Başkentleri SARD şehridir. Bu şehir Manisa’da küçük Menderes ile Gediz nehri arasında kurulmuştur.

KRAL YOLU  uygarlığın gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Ticaret için kullanılan bu yol Mezopotamya’da Elam SUS şehrinde sona ermektedir.

PARA’nn  icadı ile takas etkinliklerine son vermişlerdir. Tarihre ilk kez SİGORTA sistemi geliştirerek tüccarlara güvence vermişlerdir.

PARALI ORDU sistemi kurdukları için devlet uzun ömürlü olamamıştır. Burda sebep milli bir ordu olmamasından dolayı vatanseverlik kavramının azalmasıdır.

Çok tanrılı din sistemi görülmektedir.

FEnike alfabesini kullanmışlardır. 26 Harflik bir alfabedir.

Friglerin yıkılmasından sonra Frig egemenliğinden kurtulmuşlardır. Ancak Pers kralı tarafından son verilmiştir.

Urartular

Urartular Van yakınında bulunan TUŞPA şehrinde kurulmuştur. Özellikle tarıma oldukça önem vermişler ve mimaride gelişmişlerdir.

Devletin kurucu unsuru Hurriler’dir. Kurucusu 1.Sardurî’dir.

Ülke eyaletlere bölünerek yönetilmiştir ve eyalet valilerine “En-nam” denir. Ülke krallıkla yönetildiği için tüm yetki kraldadır. Merkezi bir devlettir.

Urartular’da kaya oymacılığı gelişmiştir ve mezarları oda şeklindedir. Bu durum öldükten sonra dirileceklerine inanmalarından kaynaklanmaktadır. Ahiret inancı olduğunu gösterir.

Çok tanrılı bir dini anlayışa sahiptirler.

Tarımda ileri düzeydedirler. Kral Şamran zamanında açılan Şamran sulama kanalı günümüzde Van halkı tarafından halâ kullanılmaktadır.

Kral Şamran’ın bu hizmeti için Van halkı minnettardır sanırım, tabi eğer biliyorlarsa ! 🙂

Van Kalesi, yine urartulardan günümüze kalan önemli eserlerden biridir.

İyonyalılar

İyonya ülkesi AKA topluluğu  tarafından kurulmuştur.

Egemenlik kurdukları bölgeler özellikle Milet,Bergama,Foça,Efes ve İzmir’dir.

Akdeniz’de ticaret kolonileri kurmuşlardır.Bu noktada Fenikeliler’den etkilenmişlerdir. Ancak farkı İyonyalıarın buraları kendilerine yurt edinmiş olmalarıdır. Oysaki Fenikeliler, sömürge amacıyla buraları kurmuşlardır.

Ticaret yolları , İyonların gelişimini etkilemiştir. Felsefeci Diyogenes, Tıpçı Hipokrates, Matematikçi Tales ve Pisagor ve tarihçi Heredotes gibi çok önemli bilim adamlarına ev sahipliği yapmışlardır.

 

Fenike alfabesini kullanan İyonlar’ın edebiyatçı Homeros’u meşhurdur. (İlyada ve Odessia)

Mimari alanında İYON NİZAMI adı verilen bir teknik kullanmışlardır.

Efes Artemis tapınağı ise Dünyanın 7 Harikası arasında yerini almıştır.

Mesela Pisagor ilk kez dünyanın yuvarlak olduğunu iddia etmiştir. İyonya’da bilimin gelişmesinin sebepleri şunlardır

Denizcilik yapmaları ve bundan dolayı zenginleşmeleri

Göç yolları üzerinde olmaları

Bilim adamlarının zenginler tarafından desteklenmesi. Not: Bu noktada Yeniçağ Avrupa Tarihinde Mesen sınıfını anmak yerinde olacaktır. Bilim adamı ve sanatkarları koruyan bir zengin sınıftır.

Düşünce özgürlüğünün olması ise en önemli etkenlerden biridir.

İyon şehirleri site devletlerine benzer. Aralarında siyasi birlik bulunmaz. Oligarşik (çoklu yönetim) yerini zamanla demokratik yönetime bırakmıştır.

Fenike alfabesini kullanan İyonlar’ın edebiyatçı Homeros’u meşhurdur. (İlyada ve Odessia)

Mimari alanında İYON NİZAMI adı verilen bir teknik kullanmışlardır.

Efes Artemis tapınağı ise Dünyanın 7 Harikası arasında yerini almıştır.

Doğu Akdeniz Uygarlıkları

Doğu akdeniz ülkemizin de sınırlarının bulunduğu en önemli deniz ticaretinin hüküm sürdüğü topraklardan biridir. Coğrafi keşifler gerçekleştirilene kadar bu coğrafya bütün toplumlar için önem arzetmiştir. Özellikle haçlı seferleri ile beraber canlanan akdeniz ticareti, coğrafi keşiflerle beraber önemini yitirmeye başlamıştır.

Fenikeliler

Fenike Uygarlığı Akdeniz’in en doğusunda, arap topraklarına uzanan coğrafyada canlanmıştır. Günümüzdeki Lübnan toprakları ve Akdeniz kıyılarında hüküm sürmüşlerdir.

Arazileri tarıma elverişli değildir ve bu durum onları denizciliğe, kıyı ticaretine itmiştir.

Bu uygarlık şehir devletleri halinde yaşamış ve siyasi birlik kuramamıştır. Bir başkentleri bulunmamaktadır.

Deniz Koloniciliği yapan Fenike uygarlığı, kolonilerine sadece ticari amaçlı uğradığı için ve vatan olarak görmediği için  kolonilerini kısa sürede kaybetmiştir.

En önemli kolonicilik faaliyetlerini KARTACA’da Kuzey Afrika’da yürütmüşlerdir.

Doğudaki ve Asyadaki gelişmeleri batıya taşıdıkları için Fenike uygarlığı kültürlerin iletişimini güçlendirmiştir ve sentezlenmesini sağlamıştır.

Toplumlara ve günümüz dünyasına önemli bir katkıları Fenike Alfabesidir.

Mısırdan alınan bu alfabenin temelinde Hiyeroglifler vardır.

22 Harften oluşan bu alfabe günümüze kadar geliştirilerek, LATİN ALFABESİ meydana gelmiştir.

İbraniler

İbraniler, Sami topluluğudur. Hz.İbrahim’in soyundan gelen topluluklardır. Hz. Musa’nın yaymış olduğu Musevilik(Yahudilik) dinini kabul ettikten sonra Yahudiliği bir devlet dini haline getirdiler.

En parlak dönemlerini Hz. Davud döneminde yaşadıklarıni biliyoruz.

M.ö 6 YY.da  devletsiz kaldılar ve Roma devletinin bu ülkeyi ele geçirmesiyle bölgeden uzaklaştılar. Bu tarihlerden itibaren Yahudiler, devletsiz kaldılar ve 1948 yılında İSRAİL devletini kurdular.

Tarihteki ilk tek tanrılı din olarak kabul edilen  Museviliği benimsediler.

Günümüze bıraktıkları en önemli eser Süleyman Mabedi’dir.

Museviler, dinlerini başka ülkelere yayma ihtiyacı duymamış, milli bir din olarak benimsemiş, Yahudiliği bir ırk olarak görmüşlerdir.

Mısır Uygarlığı

Mısır ülkesine hayat veren NİL nehridir.  Nil nehrinin olmadığı alanlarda Mısır çöllerle kaplıdır. Dolayısıyla Mısır ülkesi Nil Nehri sayesinde varolmuştur.

Mısr, olgunluk, gelişmişlik manalarına gelen arapça bir kelimedir.

Mısır’da ilk zamanlarda şehir devletleri bulunuyordu. Bunlara NOM adı verilirdi.

İlerleyen zamanlarda bu NOM adı verilen devletler bir FİRAVUN etrafında birleştiklerinde merkezi bir yönetim kurmaya başladılar.

Başlarında bulunan FİRAVUN’lar aynı zamanda TANRI-KRAL olarak görülürler.

İki vezir , firavunlara yardımcı olurdu. En yüksek rütbeli memurluk Katiplik olarak bilinirdi. Tapınak katipleri mısırda önemli bir konumdadır.

Toplumsal sınıf farklılıkları bulunmaktadır ve halk rahipler, köleler, askerler, şehirliler,köylüler olarak bölünmüştür.

Mısır halklarında çok tanrılı inançlar görülür. Tanrıların kendilerine hayvan şeklinde göründüklerine inanılır.

Güneş tanrısı olarak kabul ettikleri RA, büyük tanrılar kategorisindedir.

Mısırlılardan kalma piramitlerin yapısı çözülememiştir. Ancak kral mezarları olarak düşünülmektedir.

Halkın gömüldüğü mezarlara ise Labirent denmektedir.

Mısırlıların ölülerini mumyaladıkları bilinmektedir. Mumyalama tekniği tıp biliminin geliştiğini göstermektedir.

Hiyeroglif yazısı mısıra özgü bir resim yazısıdır. Her ifade için bir sembol çizilir. Örneğin kuş, böcek , terazi, kova , akrep vs

Dünyadaki ilk yazılı anlaşma olarak kabul edilen KADEŞ anlaşması Mısır – Hitit uygarlıkları arasında yapılmıştır.

Genellikle katipler yazılarını PAPİRUS adı verilen bir kağıda yazarlar. Papirus kağıdı önemli bir icattır.

Firavunların ağzından çıkan sözlerin kanun kabul edilmesi sebebiyle hukuki bir gelişimden söz edilemez.

Nil nehrinin taşmaları, ekinlere zarar verdiği için yapılan araştırmalar sonucunda Güneş esaslı ilk takvimi mısırlılar icat etmiştir. Bununla beraber tarlaların Geometrik yapısı incelemeleri Geometriyi, Matematiği ve gökyüzünün incelenmesi ise Astronomiyi geliştirmiştir.

Pi sayısı 3,14 Mısır piramitlerinin yapımı esnasında keşfedilmiştir.

Orta Asya Uygarlığı

Orta Asya’da en eski kültür çevreleri ve Türk kültür çevreleri şu şekildedir.

Anav Kültür Çevresi : Anav şehri Türkmenistan’ın Aşkabat şehri yakınlarında bulunmaktadır. Burada ortaya çıkartılan buluntular 4500’lü yıllara uzanmaktadır. Seramik ve madenden eşyalara rastlanmıştır. Haycancılık ve dokuma ile ilgili buluntular da bulunan kültür çevresi Orta Asyadaki en eski kültür çevrelerinden kabul edilir.

Kelteminar Kültürü : Amuderya deltasında bulunan bu kültür çevresinde insanların yerleşik hayat sürdükleri düşünülmektedir.

Amuderya , Ceyhun Nehrinin diğer ismidir.

Balıkçı ağları ve iğneler, oltalar bulunan kültür çevresinde balıkçılık faaliyetleri yürütüldüğü düşünülür. Balıkçılık ve hayvancılık bu bölge insanının temel ekonomik uğraşlarıdır.

Afanesyevo Kültürü : Türklerin en eski kültür çevresi olarak kabul edilir. Bu Türk kültür çevreleri Altay dağları ve Sayan dağlarının kuzeyde , batısında gelişen bir bozkır kültürünün izlerini taşırlar. Bu kültürde insanlar avcılar ve koyun besliyorlar. Bakırı kullanıp işleyen bir topuluk sözkonusu.

Savaşçı bir topluluk olan Afanesyevo kültürüne sahip olan bu insanlar KARTAL hayvanını kutsal kabul ediyor ve bu ongunu mezar taşlarına işliyor ve mezarlara kartal pençeleri bırakıyorlardı.

NOT: Orta asya uygarlığının temelini Afanesyevo kültür çevresinde görmek mümkündür.

Andronova Kültürü : Kültür çevreleri içerisinde yayılım alanı en  büyük olan kültür çevresidir.

Altay dağlarından Ural dağ silsilesine kadar uzanan bu kültür çevresinde Türklerin ilk ataları olarak kabul edilen (ProtoTürk) toplulukların da yaşadığı kabul edilir.

Çeşitli hayvan figürlerini eşyaların üzerine işleyen bu insanlar, kendine has “hayvan üslûbu” geliştirmişlerdir.

NOT : At ilk defa bu kültür çevresinde evcilleştirilmiştir.

Karasuk Kültürü :  Demirin ilk defa işlenmeye başlandığı dönem olarak kabul edilir. Dört tekerlekli arabalar kullanılmıştır. Bu dönem toplulukları yün dokumayı öğrenmişlerdir.

Tagar Kültürü :  Kültür çevreleri arasında en gelişmiş ve en genç olanıdır. İki yüzü keskin hançerler,iğne, bilezik gibi eşyalar bulunmuştur.

Çin Uygarlığı

Çin uygarlığında en eski yönetim şekilleri derebeylik olarak görülmektedir. Çinlilerde merkezi birlik bulunmamaktadır.

Dünyanın en eski medeniyetlerinden biridir ve Çin hanedanlarının tarihi 4000 yıldan daha eskiye ulaşmaktadır.

Halk asiller ve köylüler olmakla beraber iki sınıftır.

Sarı Nehir Çin’e hayat veren bir akarsudur.

Kağıt,Pusula,Barut,Matbaa gibi çok önemli icatlar Çin’de ortaya çıkmıştır.

Türkler hakkındaki ilk yazılı kayıtlara Çin kaynaklarında ulaşılabilir.

M.ö 315 yılındaki Kuzey Sansi anlaşması Türklerle ilgili ilk kayıt olarak kabul edilir.

Hint Kültürü

Hindistan’a hayat veren iki nehir İndus ve Ganj nehirleridir. Hintliler dünya tarihindeki ilginç toplumlardan biridir ve en farklı dinlerin görüldüğü topraklardır. Bir çok dine mensup insan bir arada yaşamaktadır.

Çok zengin bir ülke olması sebebiyle sık sık istila edilen Hindistan’a ilk gelen topluluk Ari ırkıdır.

Bu topluluk kendi kanını asilliğini korumak için toplumsal tabakaları kurmuş ve halkı ayırmıştır. Toplumsal tabakaların ara geçişleri yasaktır ve evlilik yasaklanmıştır. Bunun sebebi kendi asil ırklarını korumaktır.

Hindistan’da bulunan bu sosyal tabakalara KAST SİSTEMİ ismi verilir. Kast sisteminde geçiş kesinlikle yasaktır.

Kast sisteminde bulunan sosyal tabakalar şunlardır.

Brahmanlar : Din adamlarıdır. Entellektüel kesimdir ve toplumda önemli bir yere sahiptirler.

Kshatriyalar : Asiller sınıfı olarak da bilinen asker,memur ve prensler bu sınıfa dahildir.

Vaişyalar : Çiftçi ve tüccarlar bu sınıfa mensupturlar.

Sudra :  Köleler ve işçiler olarak bilinen bir sınıftır. Sosyal hakları çok azdır.

Paryalar : İnsan yerine bile konmayan ve hiç bir hakları bulunmayan köle sınıfıdır. Hani derler ya Hint Fakiri diye , tam da bu insanlar kastedilir.

Hindistan’da görülen dinler : Hinduizm , Budizm, Maniehizm , geç dönemlerde islam . . . Hindistan en çok din görülen coğrafyadır dense yanlış olmaz.

Roma Uygarlığı

Roma uygarlığının temelleri bugünkü İtalya topraklarında, Latinler tarafından atılmıştır. Latinler , Etrüskler olarak da bilinmektedir. Güçlü bir imparatorluğun temellerini atmışlardır.

Sırasıyla baktığımızda tarih boyunca önce krallık , sonra cumhuriyet devrini yaşamış ve en son ise İmparatorluk dönemine girmişlerdir.

Roma’da toplumsa sınıf farklılıkları görülmekteydi. En üst tabakada Patricius’lar yer almaktaydı. Genellikle Patricius’ların yönetici ve zengin kesim olduklarını biliyoruz.

Bu sınıf dışında kalanlar ise Plep’ler yani orta sınıf halktır. Özellikle Cumhuriyet devrinde bu sınıflar arasında savaşlar yaşanmış ve sonucunda 12 LEVHA KANUNLARI  ortaya çıkmıştır. Bu kanunlar modern Avrupa hukukunun temellerini oluşturmaktadır.

Roma’da m.s 313 senesinde  Milano fermanı ile Hristiyanlık serbest hale gelmiştir.

Roma’da paralı askeri birliklere LEJYON denir.

Kartacalılar ile Romalılar arasında yapılan PÖN savaşları sonucunda ROMA galip gelmiştir. Savaş sebebi ise Batı Akdeniz egemenliğidir.

Romalılar Fenikelilerin kullandığı alfabeden latin alfabesini geliştirmişlerdir. İlk uygarlıkların yaşantılarına baktığımızda neredeyse hepsinin su kenarlarında yerleşim kurduğunu görüyoruz. Mısır’da ortaya çıkan Güneş takvimi ise Gregoryen ve Julyen takvimi olarak yeniden düzenlenmiş ve Miladi Takvimin temelini oluşturmuştur. Uygarlıklar ve dünya tarihine katkıları düşünüldüğünde şüphesiz Roma önemli bir konumdadır.

Uygarlığın Doğuşu ilk Uygarlıklar, İlk çağ uygarlıkları arasında Roma uygarlığı Batı medeniyetinin temelini oluşturması bakımından önemli bir yere sahiptir.

Yunan Uygarlığı

Yunan uygarlığının temellerini Dor’lar Akalara son vererek atmışlardır. Dor’lar geldiklari Yunan şehir devletlerinde Polis denilen bağımsız yapılar şeklinde örgütlenmişlerdir.

Polis’ler, bağımsız şehir devletleridir. Polis’lerin  başında bulunan yöneticilere TİRAN adı verilir.

Peloponnesos savaşları ATİNA-SPARTA savaşları bir Yunan iç savaşıdır. Sparta galip gelse de asıl sorun Makedonya istilasına zemin hazırlamasıdır.

Uygarlığın Doğuşu ilk Uygarlıklar, Drakon, Solon ve Klistenes isimli yüksek kademeli devlet memurları (ARHON) önemli kanunlara imza atmışlardır.

Özellikle Klistenes reformları Yunanistan’da demokrasiyi güçlendirmiştir. (ATİNA)

Bu kanunlarda kölelere af getirilmiş, borçları silinmiş ve köleliklerine bu sebeple gelen hacizlere son  verilmiştir. Genellikle sınıf farkını ortadan kaldırmaya yönelik kanunlardır.

Halk meclisleri açılarak halkın egemenlik üzerindeki etkisi artmıştır.

Bu uygulamalar Yunanistan’da demokrasinin ortaya çıkışını hızlandırmıştır.

Uygarlığın Doğuşu ilk Uygarlıklar, Socrates, Platon ve Aristoteles bilinen en önemli felsefecilerdir.

Helen Uygarlığı

Makedonya kralı Büyük İskender’in (Alexander) doğu seferi sonucunda ortaya çıkan bir sentez kültürdür.

Doğu ile Batı kültürünün karışması ile oluşmuştur. Bu kültüre Hellenizm denir.

Uygarlığın Doğuşu ilk Uygarlıklar İskenderiye ve Antakya önemli kültür merkezleridir.

Zeus Sunağı ve İskender Lahiti, önemli kalıntılardandır.

İskender’in ölümünden sonra krallığı üzerinde başka krallıklar kurulmuştur. Bunlar :

Mısır üzerinde Ptolemiler Krallığı (Tolemiler)

Trakya’dan Hint topraklarına kadar Seleukoslar (Yıkıldığında Bitinya, Bergama,Kapadokya,Pontus krallıkları kuruldu.)

Makedon Topraklarında  Antigonotlar (Milli bir Makedon devleti)

Bergama bu devirde parlak bir dönem yaşamıştır. Zeus tapınağı ve Asklepion Tıp Merkezi önemli noktalardır.

Kaynak : https://egitimslayt.com/uygarligin-dogusu-ve-ilk-uygarliklar/

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.