SON DAKİKA

Türkiyenin Siyasi İntiharı Yeni Osmanlı Tuzağı

Bu haber 08 Ağustos 2017 - 19:46 'de eklendi ve 901 views kez görüntülendi.

Türkiyenin Siyasi İntiharı Yeni Osmanlı Tuzağı

 

Sayfa Sayısı: 

752
Baskı Yılı:2016
Dili:Türkçe
Yayınevi: Otopsi Yayınevi

İlk Baskı Yılı  :

2005
Dil :Türkçe

 

İlk basımı nisan 2005 yılında yapılmıştır.

Yazar kitabında, Atatürk’ün ölümünden bugüne kadar süren ve ABD’nin bir stratejisi olan laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni Osmanlı’ya dönüştürmeye, hilafet makamının geri getirilmesine yönelik girişimlere hem kendisini aydın zanneden kişilerin hem de CIA ajanlarının gündemde tuttuklarını ve daha birçok konuyu belgelerle okuyucuya sunmakta.

ABD ve İngiltere’nin ikiyüzlü politikalarını belgelerle anlatmakta.

Rusya’nın da masum olmadığını ifade eden yazar İslam kartını nasıl kullandıklarını anlatıyor.

Bazı solcuların bu oyuna gelip İslam ile sosyalizmi bağdaştırma çabalarına değiniyor.

Mesela Yön dergisi hareketinin başında bulunan Doğan Avcıoğlu, Fransız Komünist Partisi Roger Graudy’nin “Sosyalizm ve İslamiyet” adlı kitabını Türkçeye çeviriyor.

Bununla birlikte Aziz Nesin gibi solcu aydınlar laikliğe sövüp hilafet makamını savunmaya dek vardırıyorlar görüşlerini.

İslam Cumhuriyeti kurulmasını savunuyor solcu Aziz Nesin.

Böylece Aziz Nesin’in konjonktüre bağlı olarak görüşlerinin değiştiği düşüncesine kapılıyoruz.

Görüşleri Aziz Nesin gibi konjonktüre bağlı olarak farklılaşan bir başka yazar da solcu Aytunç Altındal.

Atatürkçü askerlerin gerçekleştirdiği söylenen 12 Eylül darbesinin zevahiri kurtarmak için laik T.C. ni savunuyor gibi gözüktüğünü Cengiz Özakıncı sık sık dile getiriyor kitabında.

Oysa bu darbeyle imam-hatip okulları hortlamış, artmış ve Turgut Özal gibi ABD’ci bir siyaset adamı başa getirilmiştir.

CIA belgelerinde “gelmiş geçmiş en Amerikancı Türk devlet adamı olarak” olarak anılan Turgut Özal zamanında PKK büyük çaplı faaliyetlere başlamış, dini siyasete yaklaştıran politikacılar baş göstermiş.

Binlerce gazete küpürlerinden; alıntılar yapıp kısa yorumlarla okuyucuyu aydınlatmaya, okura yorum yapma becerisini kazandırmaya çalışmakta.

Bir olayı sadece bir belge üzerinden değil, birden çok örneklerle anlatıyor.

Sadece Türkçe kaynaklar üzerinden değil, İngilizce ve hatta Almanca kaynaklardan da istifade etmiş.

İlk bölümde XIX. yüzyıldan başlayarak Osmanlı Devleti üzerinde oynanan oyunları gözler önüne sererken ikinci bölümde I. Dünya Savaşı üzerinden oynanan oyunlara dikkat çekmiş.

Üçüncü bölümde II. Dünya Savaşı’nda din üzerinden oynanan oyunları belirtirken dördüncü bölümde bu sefer Soğuk Savaş döneminde emperyalistlerin din üzerinden oynadıkları oyunlara değinmiş.

Beşinci bölümde Sovyet Rusya’nın yıkılmasından sonra oluşan tek kutuplu dünya düzeninde din üzerinden oynanan oyunlar uzunca anlatılmış.

Altıncı bölümde Türkiye’nin nasıl siyasi bir intihara sürüklendiği ve son bölümde “Hangi Osmanlı?” ana başlığı altında birbirinden ilginç konular yer almakta.

Cengiz Özakıncı, bizim Müslüman geçinen yazarların ve Arap yarımadasında yaşayan bazı şeyhlerin görüşlerinin Soğuk Savaş kuramcısı William C. Bullitt’e dayandığını açıklıyor ve ondan sonra din üzerinde hilafeti geri getirmeye yönelik görüşlerin Bullitt’inkilerle tıpatıp aynı olduğunu birçok sayfada tekrar ediyor.

Hilafeti isteyenlerin dış kaynaklardan beslendiğini belgeleriyle sunuyor.

Aytunç Altındal, Aziz Nesin gibi yazarlar da atılan bu yemi yiyor ve bir dönem boyunca laikliği dışlayan yazılar yazmaya başlıyorlar.

Çünkü laik ve demokratik bir yapıya kesinlikle hilafetin giremeyeceğini biliyorlar.

Laikliği hilafetin önünde bir engel olarak görüyorlar. Temel amaç, laikliği yıkıp Yeni Osmanlı’yı Türkiye’ye yerleştirmektir.

Emperyalizm böylece Yeni Osmanlı’yı daha kolay idare edebilecektir.

Peki, kimdir bu Soğuk Savaş kuramcısı? Cengiz Özakıncı kitabının 310. sayfasında şu cümlelerle anlatıyor William C. Bullitt’i:

“İlk kez İblisin Kıblesi adlı kitabımda görüşlerinden söz ettiğim William C. Bullitt, 1919’da ABD Başkanı Wilson’un Osmanlı’yı etnik olarak parçalayıp bir Kürdistan ve bir Ermenistan kurulmasını buyuran planının da oluşturucuları arasındadır.

Tek dünya devleti yandaşı, Komünizm’e karşı din birliklerini kurulmasını öneren, ‘Dinler Arası Diyalog’u Sovyetler Birliği’ne karşı silah olarak gösteren ilk Amerikan Diplomatı olan Bullitt, yanlış olarak Soğuk Savaş kuramının babası ve ilk kuramcısı diye bilinen George Kennan’ın da akıl hocasıdır.”

İşte, Amerika’nın gerçek yüzü…

Cengiz Özakıncı’nın bu kitabında 1919’da dile getirilen, 1945’de Soğuk Savaş kuramcısı tarafından yinelenen ve günümüzde de üst mevkide yer alanlar tarafından değiştirilmeden tekrar edilen, ülkemizdeki bazı vatandaşların bile savunduğu düşünceleri içeren emperyalizm siyasetinin ABD’de 90 yıl önce kurgulandığı ve hâlâ da söylenegeldiğini delilleriyle anlatmaktadır.

Kitapta  vurgulanan bir diğer nokta da 12 Eylül dönemi Genelkurmay ATASE Başkanı Tümgeneral Boğuşlu’nun Belgelerle Türk Tarihi Dergisi’nin 1985 yılında yayımlanan “Türkiye’de Laiklik ve İrtica Üzerine Psikolojik Harekât” başlıklı yazısının 12 Eylül’den sonra bile ülkemizdeki bazı yazarlar tarafından desteklenmesidir.

Bu belgenin bir kısmını huzurunuza sunuyorum:

“… Din adamı tipinde değişikliğe gidilmeli, her türlü meslekten; hâkimden, savcıdan, avukattan, lise öğretmeninden, doktordan, gemi kaptanından yeni bir din adamları yetiştirilmelidir.

Bu arada sayıları son yıllarda artan İmam Hatip Okulları reorganize edilmeli, bu okullara endüstriyel, ticarî, turistik vs. hüviyetler de kazandırılmalıdır.”

Bu görüşlerin Soğuk Savaş kuramcısı W. C. Bullitt tarafından 40 yıl önce dile getirildiğini kitaptan öğreniyoruz.

İslami Bölgesel Federasyonlar gibi oluşumların desteklendiği Soğuk Savaş döneminde Türkiye’nin bölgesel bir Müslüman güç olduğu sürekli tekrar ediliyor ve Müslümanların başı olması gerektiği vurgulanıyordu.

İstenen şey hilafet makamıydı. Bu makamın tekrar getirilmesi gerekiyordu. Oysa laiklik buna en büyük engeldi.

Ne yapıp ne edilip laikliğe saldırılmalıydı.

Kitapta anlatıldığı gibi Aytunç Altındal, Aziz Nesin gibi yazarlar laikliğe saldırmaktan çekinmediler.

İstenen Yeni Osmanlıcılık idi.

Ülkemizde 81 ile 81 devlet kurulması planlanıyordu.

Üniter devlet yapısından federe devlete geçmeliydik.

Ve böylece ülkemizin bölünmesi kolaylaşacak; küreselleşme, Tek Dünya Devleti adı altında devletlerin yönetilmesi daha da kolay hale gelecekti.

Abd’nin tek amacı, uydu devletler meydana getirip, dünyayı tamamen istediği gibi kontrol etmek.

Kitapta Cengiz Özakıncı, Nakşibendi şeyhi Kabbani gibi şeyhlerin ABD güdümüne nasıl girdiklerini, İngiltere’nin başında bulunan başkan ve prensin nasıl Müslüman gösterildiği – bir haberde Tony Blair’ın Kur’an’ı hatmettiği belirtilerek- dinin nasıl siyasete alet edildiği apaçık gösterilmektedir.

Ayrıca kitabın son bölümü olan “Hangi Osmanlı?” okunmaya değerdir.

Kitap; eyalet düzeni tartışmalarının arka planını gözler önüne sermekte, eyalet düzeninin kimler tarafından dayatıldığını isim isim aktarmaktadır.

Bugün Türkiye’nin bu kitabı okuyup bilinçlenmeye dünden daha fazla ihtiyacı var.

Hele ki günümüzde, ayrılıkçı Kürt hareketinin lideri Öcalan’ın savunduğu federatif sistemi Erdoğan’ın da dilinden düşürmemesi ne günlere kaldığımızın açık bir işareti değil midir?

Bebek katili Öcalan ile koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşbakanının rotasının, kıblesinin aynı olması Türk ulusunun ne kadar da küçük düşürüldüğünün göstergesi değil midir?

(Türkiye’nin Siyasi İntiharı’nın bazı üniversitelerin tarih bölümünde yan kitap olarak okutulduğu bilgisini de ekleyelim)

Haber Editörü : Sedat DOĞRUER

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.