SON DAKİKA

Leonardo Da Vinci Son Akşam Yemeği

Bu haber 26 Ağustos 2017 - 1:12 'de eklendi ve 572 views kez görüntülendi.

Leonarda da Vinci

Son Akşam Yemeği  (The Last Supper – 1498 )

Geçan hafta Rönesans döneminin dehası olarak kabul edilen Leonardo da Vinci’nin hayatını anlatmaya çalışmıştım sizlere.

Bu hafta ise be dehanın resim sanatındaki baş yapıtı olarak kabul edilen ‘’ Son Akşam Yemeği ‘’ adlı eserini inceleyelim.

Günümüzden 500 yıl önce Milano şehrinin bir manastırı için resim sipariş edilir.

Konu o dönem için oldukça klasikti; İsa ve havarilerinin son akşam yemeği.

Yapımı beş yıl sürecek olan bu eser Batı resminde köklü bir değişiklik başlatacaktı.

Resim tarihinde birkaç kırılma noktası vardır ki Leonardo’nun resmi de bunlardan biridir.

‘’Yansıttığı matematiksel mantık ve saflık, katılık ve kesinlik içerir’’

Yapıldığı dönemde büyük bir şaşkınlık uyandırmış olmalı .

Tıpkı bilgisayarda sanal gerçekliği ya da sinemaskopun uyandırdığı gibi.

‘’Son Akşam Yemeği ‘’ tamamlandığı andan itibaren bir baş yapıt olarak nitelendirildi.

Ve kısa bir süre sonra konusu kadarda kutsal kabul edilmeye başlandı.

Eserin en ilginç yanı, hıristiyanlığa sadece dışarıdan değil, içeriden de bakıyor olması, hıristiyan inancının yanı sıra dramatik ve duygusal değerler barındırıyor.

  1. yy’la girildiğinde bu eser hıristiyan resim sanatındaki dünyanın en ünlü örneği idi.

Çıkan savaşlarda tüm ihtişamını neredeyse yitiriyordu.

Resmin bütünlüğüne yönelik saldırılar yüzyıllar boyunca hep devam etti.

‘’Da Vinci Şifresi’’ adlı kitap bu saldırıların en küçültücüsü olarak kabul ediliyor.

Bu kitap resmin her konusunu yanlış ele alarak, istismar etmiştir.

Eser bir çok kişi tarafından önce saygı göstermek için kopyalandı, daha sonra ise birer komedi halini alarak, reklam dünyasında şaşırtıcı şekillerde ele alındı.

Kimi dalga geçti, kimi kot pantolan satmak için kullandı ve tüm bunlara rağmen her yıl çeyrek milyon insan resmin gerçeğini görebilmek için Milano’ya akın ediyor.

Resim bugün Santa Maria Delle Grazie Manastırında muhafaza ediliyor.

Manastırın eskiden yemekhane olan bu bölümünde, eşsiz eseri ziyaretçileri sadece  onbeş dakika görebiliyor.

Gördükleri dünyanın en ünlü eseri.

Uzunluğu yaklaşık 9 metre yüksekliği de yaklaşık 5 metre olan ‘’ Son Akşam Yemeği ‘’ kuzey duvarını tümüyle kaplıyor.

İçindeki figürler normalden daha büyük boyutlarda resmedilmiş.

Son Akşam Yemeğinde İsa havarilerine içlerinden birinin ona ihanet edeceğini ve sonrasında bu kişinin ‘’Yahuda’’ (Judas ) olduğunu açıkladığı anın resmedildiği anı görüyoruz.

Gerçekte ise eser o anın anlatıldığı donuk bir kareden öte; zaman içindeki tüm yansımaları, geçmişin yankılarını ve olacakları yansıtıyor.

Paskalya efsanesinin baş rol oyuncuları, yani 12 havariyi görüyoruz resimde..

Hepsi İsa’nın yanı başındadır.

Jhon daha sonra çarmıhın altında yas tutatacaktır.

Petros aynı akşam İsa’yı yakalamaya gelenlerden birinin kulağını kesecektir, elindeki bıçağıyla.

Ve hain Judas ihanetinin bedeli olan para kesesini, sıkıca tutuyor.

İsa başındaki gizemli halesi ile başı öne eğik bir şekilde oturuyor.

Resimde, büyük oyunun küçük ayrıntılarına yakalamak mümkündür, aranan cevapları bulan göz,tekrar merkezdeki fügüre yani İsa’ya odaklanır.

Bu eser varlığını Milano’yu yöneten bir diktatörün kibrine ve hırsına borçlu.

Oysaki eser Batı kültürünün ve insanlığın zirvesi olarak nitelendiriliyor.

Ludovico Maria Sforza ya da il Moro olarak bilinen Milano dükü sanattan ziyade ticaret ile ilgiliydi.

Milano’daki bugün bile tüm ihtişamı ile ayakta duran Milano katedrali düke göre modası geçmiş bir yapıydı.

Kendisine ve gücüne yakışır birşey yaptırmalıydı ve modern zamana ayak uydurmalıydı ve bu işi en iyi Leonardo da Vinci’nin yapabileceğini biliyordu.

Ludovico sanatsal devrimini ıspatlamak için uygun bir yer olan Dominik Manstırını seçti.

Dükün emri ile manastırın gotik kilisesi genişletildi, nesef kesici bir kubbe ile taçlandırıldı.

Ve rahiplerin yemek salonu yeniden inşa edildi.

Ludovico yerli bir ressama yemek odasındaki duvar için İsa’nın çarmıha geriliş sahnesini anlatan resmin siparişini verdi.

Ve ölümsüz olacak diğer duvar Leonardo’nun olacaktı.

Vinci’li Leonardo aslında bir fresk ustası değildi ama dini figürleri pek çok kez işlemiş ve incelemişti.

1494 yılında Milano’ya davet edilen Leonardo’nun bu esere ne zaman başladığı tam olarak bilinmesede, günümüze kadar ulaşan ‘’son akşam yemeğine’’ ait bir adet  eskizi mevcut.

Bu eskizde klasik tarz mevcut olsada, biten resim çok farklıdır.

Aziz Markusun İnciline göre bu resimdeki olay anlatılmakta ve oturma düzeni ise yemeğin sessizce yenebilmesi için karşılıklı değilde, yan yana oturulduğunu bildirir.

Bu eserinde Leonardo kutsal olan ile dünyevi olanı yan yana getirmiştir.

Leonardo’nun resmindeki en büyük yenilik, bazı fiğürlerin ayağa kalmış olmasıdır.

Geçmiş zamanlarda defalarca çizilen son akşam yemeği tablolarında tüm figüler belli bir düzen içinde otururken gözükür.

En aykırı görüntü İsa’nın karşısına oturmuş bir figürdür.

Tüm eski çalışmaları inceleyen Leonardo bu remin kompozisyonu için çok fazla kafa yormuş ve kendi yorumunu ortaya koymuştur.

Ayrı ayrı oturmak yerine, havariler gruplaşarak hem birbirine, hem de İsa’ya tepki gösteriyorlar.

Aslında çok doğal bir görüntü ile karşı karşıyayız.

Bir yandan da tiyatro oyuncularının sahne aldığı bir görüntüyü izler gibiyiz.

Belkide sadece doğal bir resim Leonardo için çok dikkat çekici değildi.

Tam iki yıl bu resmin kompozisyonu için çalışan Leonardo, en sonunda çizdiği eskizlerden bambaşka bir görüntüyü duvara aktarmaya başlamıştır.

Değişmeyen şeyleri saymak, değişenleri saymaktan daha kolay.

Ayaktaki havariler hareket halindedir, elleride yüzleri kadar canlı ve hareketlidir.

Merkezdeki İsa ise eskizdeki gibi etrafı insanlar ile cevrili değil ,tek başına ve savunmasız oturuyor.

Soldaki Bartelemeo ayağa kalkmış, bütünüyle çizilmiş tek fügürdür.

Öte yandan Thomas vücudunun dört parçası ile temsil edilmiş.

İki el, baş ve bir ayakla.

Sağ taraftaki Mathew başını uzağa çevirmiş ama bir müzik aleti tutar gibi tuttuğu kolları ile merkezi işaret ediyor adeta.

En büyük değişiklik ise Judas’ta, daha önce masanın ön tarafında otururken burada masanın arkasına geçirilmiştir.

Leonardo aslında hain Judas’ı burada tekrar grubun içine sokmuştur.

Artık tamamen dışarda kalmış bir unsur değildir.

İhanetin havarilikten kastı eskisi kadar vurgulanmamış.

Judas’ı İsa’yı çok seven havarisi Peter ve İsa’nın çok sevdiği Jhon’la aynı gruba yerleştirmekle, ihaneti sevginin ve yakınlığın bir boyutu olduğunu gösteriyor.

Leonardo’nun devrimi bu kadar ile sınırlı değil.

Geneleksel desenlerin yanı sıra geneleksel boyama tekniklerini de bir kenara bırakıyor.

‘’Son Akşam Yemeğinin’’ yapımı alışa geldik biçimde duvardaki sıva tabakasının kaldırılması ile başladı.

Ressamın yardımcıları taşlara ulaştıktan sonra ,yüzeyi resmi yapmak için uygun hale getirdi.

Duvar önce kalın bir sıva tabakası ile sıvandı.

İyi freskler duvar ıslakken yapılır çünkü boya iyice yüzeye nüfuz eder.

Leonardo farklı bir teknik deneyerek sıvanın üstüne iki farklı katman sürer ve geleneksel ressamları başlamadan şaşırtır.

Kalsiyum ve magnezyumdan oluşan ilk tabaka renkleri sabitlemeye, üstüde beyaz kurşun tabakası ise resimdeki parlaklığı oluşturacaktı.

Devrim niteliğindeki bir diğer deneme ise duvar kurumaya bırakıldı !

Pürüzsüz ve kuru bir zemin elde eden Leonardo aslında çok yavaş çalışan bir ressamdı belki bunu düşünerek kurutmuştu duvarı.

1495 yılında Son Akşam Yemeğinin tamamlanmış kompozisyonu duvara aktarılmaya hazırdı.

Önce tam ölçekli çizimler hazırlanarak parçalar halinde zemine aktarıldı.

Sonra kırmızı mürekkep kullanılarak dış hatlar belirginleştirildi.

Artık gerçek çizim başlayabilirdi.

Resmin yapım aşamasında Leonardo’yu ziyaret eden Matteo Bandera’nın gözlemlerini kaleme aldığı anlatımında; Leonardo bazen günlerce sabahtan akşama kadar çalışıyor hatta yemek bile yemiyor, bazen ise günlerce resme elini sürmüyordu.

Bazen kollarını bağlayarak resme bakıyor ve ani değişiklikler için iskeleye çıkıyordu.

Düzensiz bir çalışma içinde Leonardo tam üç yıl daha resmin üstünde çalıştı.

Ludoviko ise remnin bir an önce bitmesi için sabırsızlanıyordu ve baskı yapıyordu.

En nihayetinde resim bitti  ve daha önce fresklerde görülmedik bir parlaklık katılarak ve dünyanın gördüğü ve göreceği en çok şey anlatan tablo bütün ihtişamı ile ortadaydı.

Leonardo da Vinci’nin ‘’Son Akşam Yemeği ‘’

Orjinal resimden sadece on yıl sonra yapılan bir kopyası bize ne kadar canlı ve renkli göründüğü konusunda fikir veriyor.

Şu an için elde bulunan resmin sadece bir hayaleti, ilk hali gerçkten muhteşem olmalı.

Leonardo’nun renkleri ve gölgeleri bir arada resmedebilme  ve onlara bir hacim yaratabilme duygusu yaratabilme yeteneği resimlerinin etkisini artırıyor.

Son Akşam Yemeği bulunduğu alanı genişletmiş, hatta rahipler, İsa ve havarileri ile aynı odada yemek yiyor hissine kapılıyormuş.

Bu düşüncenin asıl sebebi ise Leonardo’nun kullandığı perspektif tekniği.

Yemekhanenin  duvar  işlemeleri ile  resimdeki duvar halıları ile aynı hizada, sanki birbirinin devamı gibi bir izlenim ve derinlik duygusu veriyor.

Leonardo’nun İsa’sı iki elini yanlara açmış ve hüzünlü, başı yana eğik bir şekilde yere bakıyor.

Eğer tam karşıya baksaydı, hikayenin devamını görebilirdi, yani bir gün sonrasını.

Tam karşısında duran çarmıhtaki İsa’ya bakıyor olacaktı.

Son Akşam Yemeği, son derece zengin semboller ile dolu.

İsa’nın en sevdiği havarisi Jhon; kırmızı ve mavi giysisi ile kurtarıcısına bağlılığını ifade etmektedir.

Şüpheci Thomas ise öldükten sonra, işaret edeceği parmağını havaya kaldırmış.

Hain Judas başını karanlığa çevirmiş, resimde yüzü gölgede kalan tek karakter o.

Bu büyük  eser  sadece ihanetin açıklanmasını değil, ekmekle şarabın kutsanmasını ve hem zamanı hem de mekanı genişletip, yeniden şekillendirip genişletiyor.

Son akşam yemegi gerçek bir zafer kazandı fakat ressamı tarafından imzalanmadı, resmin üst tarafında Leonardo’nun hamisinin ismi ve hanedan arması vardı.

Buna rağmen Ludovico bu resmin keyfini pek fazla süremedi ve bir yıl sonra Milano Fransızların istilasına uğrayarak ele geçirildi.

Ludovico 1508 yılında zindana atılır ve orada hayata gözlerini kapar .

Fransa Kralı da bu esere büyük hayranlık besler hatta Fransa’ya taşınması için emir bile verir ama bu isteği gerçekleşmez.

Çünkü yapıldığı mekan içinde bir bütünlük içindedir.

Giderek ünlenen eser yavaş yavaş bozulmayada başlamıştı ve Leonardo dahi buna engel olamadı.

Yemekhanede pişen yemeklerin dumanı ve alttan akan yer altı suları  duvarların sürekli nemlenmesine sebep oluyordu.

Nefes alamayan duvar zamanla kavlayıp dökülmeye başladı, eğer gerçek bir fresk olsaydı belki bu sorunla karşılaşılmayacaktı.

Colombia Üniversitesinden David Rosand’a göre ‘’ Leonardo’nun eseri genetik bir kusurla doğmuş, ömrünün ilk yıllarını sakat olarak geçirmişti.

Ardından uzun yıllar yatalak kalmış ve şu anda yoğun bakımda.

’’ Estetik açıdan mükemmel olan bu deneme aslında başarısız olmuştu.

Yavaş yavaş büyük zarar gören resmin tamamen yok olmaması için rahipler resmin tam altına büyük bir kapı açar ve İsa’nın ayakları tamamen yok olur.

Ve çok geçmeden açılan kapının da pek fayda etmediği görüldü.

Çünkü tüm yüzeyi yosunlar kaplamaya başladı ve tüm yüzeyi yağmur yağmış gibi ıslaktı.

Sünger ve bezlerle nemli duvarı temizlemeye çalışmaları resmin çok fazla zarar görmesine sebep oldu.

Doğal şartların getirdiği tahribatın yanı sıra insaoğlunun açtığı tahribat daha büyük olacaktı.

18.yy sonunda Napolyon’un orduları Milano’yu ele geçirdi.

Dine ve dini eserlere pek de saygıları yoktu.

Manastırın yemekhanesi ahır ve silah deposu olarak kullanıldı.

Havarilerin gözlerini oyarak üzerlerine taşlar fırlatarak, özenle resmedilmiş elbiselerini tahrip ettiler.

Resmi kurtarmak için Napolyonun emri ile yemekhane tuğlalar ile örülerek ‘’ son akşam yemeği ‘’ gömülmüş oldu.

Çok sonraları manastırı ziyarete gelen turistler tahrip olan resmin büyüsüne kapılmışlardı.

Resmi kurtarmak için pek de profesyonel olmayan tam onbir kez restorasyon çalışması yapıldı.

Orjinal halinden pek fazla eser kalmamıştı.

20.yy la ulaşan eser beğeni kadar artık sanat camiası tarandan eleştirilmeye de başlamıştı.

Amerikanın en ünlü sanat eleştirmenlerinden Bernard Berenson, İtalyan resmi üzerine yazdığı kitapta ‘’son akşam yemeği ‘’ hakkında  ‘’bu eseri görür görmez ondan nefret ettim, el kol hareketi ile konuşan bir grup hiddetli yabancı’’  diyordu ve birçok tepkinin yanı sıra, destek de görmeye başlamıştı.

Sözlü saldırıların ardından daha büyük tehlike geliyordu…

Dört buçuk asır boyunca bir şekilde ayakta kalmayı başaran eser, ikinci dünya savaşında Milano şehrinin bombalanması ile neredeyse yok oluyordu.

Bombalanan manastırın artık bir çatısı da yoktu ve bu halde tam üç uzun yıl geçirdi.

Ölmesinin zamanı değildi ve savaş sonrası eser hemen olmasada geçen yıllarda tekrar önem kazanmaya başladı.

Bu arada resim tasarım ve reklamcılık ustası Andy Warhol tarafından ham madde olarak kullanıldı.

Warhol kendi uslubunca parçalanmış bir başyapıt ortaya çıkarttı.

Aynı boyutlarda farklı duvar katmanlarında röpredüksiyonu aracılığı ile resme yeniden hayat verdi.

Warhol yüzden fazla farklı kopya yaptı.

Ve ardından Dan Brown’ın kitabı ile tekrar gündeme oturdu.

Isa’nın yanıdakinin aziz Jhon değilde Magdalı Meryem olduğu iddiası ortaya atıldı.

Bu şüpheler üzerine bilgisayar ile ‘’kayalıklar bakiresi ‘’ adlı eserdeki kadın figürü kopyalanarak Aziz Jhon üzerine oturtulur ve şaşılacak bir şekilde iki resim örtüşür.

Ama genede bu bir gizem içinde kalacaktır.

Resim yeniden restorasyon aşamasına sokulur ve en alta tabakaya yani orjinaline ulaşmak için uzman kadro devreye girer ve tüm eski katmanları yavaş yavaş söküp atarak en alt tabakaya ulaşarak aslına  sadık kalacak şekilde resme yeniden can verirler.

Ve artık Santa Maria delle Grazie manastırında ‘’son akşam yemeği ‘’  ziyaretçilerini bekliyor…

Meltem Karakoyun
Meltem Karakoyunm.karakoyun@bihabermedya.com
Atatürk ilke ve inkılaplarına daima bağlı kalan, Türk olmakla her daim övünen, ülkesine ve milletine büyük bir sevgi ile bağlı . Hukuk ve Adalete güvenen , 6 Ok' a inanan ve Y-CHP ye asla inanmayan . Aydınlık ,güzel günlerin geri geleceğine inanan biri.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.