SON DAKİKA

Kuba 9 Castro Ölmeden Önce

Bu haber 23 Temmuz 2017 - 15:54 'de eklendi ve 1.058 views kez görüntülendi.

Kuba 9 Castro Ölmeden Önce

‘’Santiago de Cuba ‘’ şehrine gitmek için, Küba’nın tek otobüs firması olan Viazul otobüs terminalindeyiz.

İlk bakışta herşey modern ve düzenli gibi geliyor.

Önce bagajlarımızı tartıyorlar eğer 20 kg fazla gelirken bagaj için uçaklarda olduğu gibi fark alıyorlar, tabi ki komik bir rakam.

Gerçi turislerin bagajı zaten hafif uygulama aslında Küba’lılar için daha çok geçerli.

Herkes otobüse binmeye başladı nasılsa biletimiz var yerimiz belli diye acele etmiyoruz, herkes bindikten sonra biniyoruz otobüse her yer dolu !

Görevliye gösteriyoruz garip garip İspanyolca bağırıyor.

En arka koltukta 2 kişilik boş yer bulduk oraya oturduk.

Bir iki kişi de ayakta kaldı.

Onca yol nasıl çekilir ayakta derken zaten, yere yattılar.

Yani bizim için garip olan olaylar, onlar için gayet olağan.

Otobüsün yarısı neredeyse Alman turistlerle dolu.

Otobüs 15:30 da hareket ediyor.

Cam kenarında oturuyorum, ne güzel şimdi yollarda olmak diyecektim ki bir böcek gördüm.

En tiksindiğim mahluklardan biri.

Ufaktan bir çığlık atıp zıplıyorum.

Kocaların en önemli görevlerinden biri böcek öldürmek, diye düşünüyorum.

Mahmut hemen harekete geçiyor ve beni kurtarıyor.

Sonra bir kaç tane daha görüyorum.

Yolcu otobüsünde böceğin ne işi var, hiç anlamış değilim, söyleniyorum…

Hemen çantamdan çıkartığım şalın birini tamamen koltuğu kaplayacak şekilde seriyorum bir diğeri ile ise
kafamı sıkı sıkı sarıyorum ve üstüme yağmurluk giyiyorum.

Olurda yanıma yöreme gelirse böcek otobüsün altını üstünü birbirine katmıyım diye kendimce önlem alıyorum.

Artık güvendeyim derken karnıma sancılar giriyor, kıvranıyorum.

Yolumuz uzun umarım çok fazla eziyet çekmeden varırız.

Yaklaşık iki saat sonra mola veriyor otobüs.

Bir çok yerleşim yerinden geçiyoruz ama artık etrafı bile izleyecek halim yok.

En iyisi kitap okumak ve olumsuz etkilerden bu yolla kurtulmak.

Elime kitabımı alıyorum ve kaç saat geçtiğini bilmiyorum.

Yaklaştık diye hissediyorum, camdan dışarı bakınca artık geniş üç şeritli yollarda olmadığımızı, dar ve
toprak yolda yol aldığımızı görüyorum.

Akşam en geç sekizde varırız saatin dokuz olduğunu görüyorum küçük bir yerleşim yerinde mola veriyoruz.

Yanımıza bolca biskivü, meyve, su vs iyi ki almışız, mola yerindeki yemeklerin görüntüsü bile ürkütücü.

Yarım saat mola bittikten sonra yola devam.

Devam da yol bitmiyor bir kaç kez daha mola verdik gece iki oldu yol hala bitmedi.

Santiago de Cuba otobüs terminaline sabah saat 05:30 da varıyoruz, bitik bir haldeyiz.

Havana’da kaldığımız casa particulardaki aileden bizim için burada yer ayırtmalarını rica etmiştik, kalacak yer
aramak gibi bir sorunumuz yok, tek tesellimiz bu şu an için.

Terminalde taksi şöförleri insanları parçalayacak gibi saldırıyorlar, birini seçip adresi gösteriyoruz.

Tamam diyor bizi adrese getiriyor.

Burada yan yana 4-5 katlı evler görüyoruz.

Taksici adresteki evi gösteriyor, evin zilini bizim için çalıyor ve durumu anlatıyor.

Sabahın köründe tanımadığımız birilerinin zilini çalıp rahatsız etmek ayrıca rahatsız ediyor bizi.

Neyse kadın kapının otomatiğine basıyor, taksici biz içeri girene kadar bekliyor.

Teşekkür ediyoruz. Sırtımızda ki çantalarla 4 kat tırmanmak ise ayrı bir işkence.

Bizi akşam bekliyorlarmış, biz de öyle sanıyorduk dedik.

Tabiki tahmin etmişler gece yarısından sonra geleceğimizi.

Çatı katında teraslı, tertemiz bir oda, duş ve yataklarımız hazır.

Artık derin bir uyku çekmek istiyorum.  Onca yorgunluktan sonra artık temiz bir uyku vakti.

Bünü boşa harcamayalım diye öğlen uyanıyoruz.

Kahvaltımız hazır terastan kuş bakışı etrafı izleyerek kahvaltımızı ediyoruz.

Kadının oğlu İngilizce biliyor, sanki Türkçe konuşan birini bulmuşuz gibi seviniyoruz.

Yürüyerek 10 dk da merkeze inebileceğimizi söylüyor ve bize şehir haritası veriyor.

İşte hizmet budur diyorum. Ayrıca motor kiralarsanız çok rahat edersiniz diyor ve yerini de tarif ediyor.

Harika, keyfimiz yerine geliyor derken benim karnım kasılıyor ve gittikçe kendimi kötü hissetmeye
başlıyorum.

Tabiki aman geçer hadi keşfe devam diyorum, çıkıyoruz evden.

Küba’nın ikinci büyük şehri Santiago de Küba. Şehir İspanyol istilacılar tarafından 1514 yılında kurulmuş.

1522- 1589 yılına kadar İspanyol koloniliğini yapan Küba’nın başkenti olarak kalır.

Şehri 1553 yılında Fransız’lar talan eder. 1662 yılında ise Büyük Biritanya’nın istilasına uğrar şehir.

1956 yılında Castro, Che, Camilo ve kardeşi Raulun da bulunduğu 80 kişilik devrimci grupla birlikte Granma teknesi ile Küba’ya çıkarlar.

Sierra Maestra dağlarında tam 2 yıl kalırlar ve direnişi buradan örgütlerler.

Sık ormanlık alanda kendilerine fırınıyla, okulu ve hastanesiyle bir kurtarılmış bölge kurdukları söyleniyor.

Ve artık özgürlük ve bağımsızlık isteyen yerli halkın desteği ile güç bulurlar.

1 Ocak 1959 Şehir merkezinin göbeğinde bulunan bir binadan Fidel Castro devrimi ilan eder.

Meydana vardığımızda devrimi anlatan siyah- beyaz büyük ebatlarda hazırlanmış fotoğraf sergisi ile karşılaşıyoruz.

Keyifle inceliyoruz tarihi fotoğrafları.

Yarım kalan Cumhuriyet devrimlerimizin tamamlanması şart diye bir kez daha düşünüyorum.

Tam bağımsız olacağımız günleri hayal ediyorum.

Küçücük bir ada ülke 56 yıldır tek başına ve ambargolara rağmen ayakta.

Ya biz Ata mirasımıza bile sahip çıkamadık. Devrim şart arkadaş !

Bu arada mide kasılmalarım ve halsizlik arttı derhal bir hastaneye gidiyoruz.

Bu vesile ile şu meşhur Küba hastanelerinide görüyoruz.

Acil diye gittiğimiz tamamen ahşap olan hastanede yarım saat sıra bekliyorum.

Çok şükür içeride klima var.

Doktor muayene etmeden sadece sorular soruyor ben anlatıyorum.

Konuşma sonunda seni korkutmak istemeyiz ama belirtiler ‘’Kolera ‘’ hastalığının belirtileri !

Gözlerimi kocaman açıp ne Kolerası diyorum, bu hastalık günümüzde devam ediyormu ki diye soruyorum.

Korku ve öfke kaplıyor içimi. Hadi ordan yüzüme bakarak kolera diyor adam diyorum içimden.

Nerde kaldı dünya çapında kanser hastalarını iyi ettiğiniz, bir çok hastalığa çare bulan tıp doktorlarınız diye düşünüyorum.

Tabiki test yaptırmalısın ama burada yapamayız, turistleri yolladığımız hastanede (İnternational Hospital )
yaptırabilirsin diyor, bir kağıda adresi yazıp veriyor .

Kireç gibi beyaz suratım, Mahmut kötü birşey mi dediler diye soruyor.

Yooo sadece Kolera olabilirmişim diyorum. Tabiki oda saçmalama diyor.

Hemen bir taksiye atlayarak, adresi taksiciye veriyorum ve zaman kaybetmeden hastaneye varıyoruz.

Yol üstünde küçük bir klınik burası; güler yüzlü bir hemşire geliyor ve yardımcı olabilirmiyim ?

Doktoru görmek istediğimi ve anlatıyorum.

10 dakika sonra doktor beni içeri alıyor Türk pasaportumu görüyor ve başlıyor Türkleri ve Türk dizilerini ne kadar çok sevdiğini anlatmaya.

Şaşırıyorum, doktor izlediği dizileri ve artistleri sayıyor ben kara cahil hiçbirini bilmiyorum.

Ha haa evet güzel deyip geçiştiriyorum ve konuya giriyoruz.

Bir onceki doktorun bana uzaktan kolera teşisi koyduğunu anlatıyorum.

Açıkda su içip içmediğimi, buzlu buzlu kokteyller içip içmediğimi soruyor;

Açıkda su asla içmem, hatta ben hiç buzlu içeçek dahi içmem.

Tatilin gafletinden buzlu kokteylleri önemsemeden içtim maalesef.

Kan tahlili ve bir iki tahlil daha yaptılar. Sonuçları yarın alacağız.

Bu arada testlerin ücreti ve ilaç için yan tarafta ki eczaneye götürüyor beni doktor.

Bana ihtiyacım dahi olmayan bir kaç ilaç vermeye çalışıyor.

Eczacı ya da doktor değilim ama bir çok ilacı bilirim bizim ailedeki yoğun ilaç kullanımından dolayı.

Asıl amaç burada turiste ilaç satmak ve para kazanmak !

Hani Küba kendi ilaçlarını yapıyordu ?

Hani Eğitim ve sağlık hizmetleri bedava idi bu ülkede. 70 CUC (70 Avro ) fatura çıkartıyorlar. Mecburen ödüyoruz.

İlaçlarımı içiyorum.

Melia Santiago de Küba hoteline gidip adam gibi yemek yiyoruz ve lobide oturarak bol limonlu, taze naneli, iyice kaynatılmış çay istiyorum.

Gerçi naneyi niye istediğimi bir türlü anlamıyor garson.

Sonra ben naneleri bardağa doldurup üstünede limon sıkıyorum garip garip izliyor garson kız.

Alışık olmadıkları bir durum sanırım.

Neyse artık benim tek içkim naneli çay.!

Otelin bünyesindeki motor kiralama ofisinden iki günlüğüne bir motor kiralıyoruz, ben bu halde iken bile
gezmekten vazgeçmiyorum.

Santiago de Küba’yı keşfetme vakti…

Meltem Karakoyun
Meltem Karakoyunm.karakoyun@bihabermedya.com
Atatürk ilke ve inkılaplarına daima bağlı kalan, Türk olmakla her daim övünen, ülkesine ve milletine büyük bir sevgi ile bağlı . Hukuk ve Adalete güvenen , 6 Ok' a inanan ve Y-CHP ye asla inanmayan . Aydınlık ,güzel günlerin geri geleceğine inanan biri.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.