SON DAKİKA

Çocuk işçiler

YaşamYazarlar

Çiftçi Varsa Toprak Var

TürkiyeYaşamYazarlar

Hayvan Katliamlarını islam ile ilişkilendirmek

Bu haber 19 Haziran 2018 - 21:16 'de eklendi ve 1.413 views kez görüntülendi.

Hayvan Katliamlarını islam ile ilişkilendirmek

Sakarya’nın Sapanca ilçesinde ormanlık alanda ayakları ve kuyruğu kesilmiş halde bulunan yavru köpeğe yapılan işkence tüm Türkiye’yi ayağa kaldırdı.

Vicdanları sızlatan yavru köpeğin ölmeden önce çekilen son fotoğrafına bakan herkesin yüreği dağlandı.

Herkes kendine ve çevresindekilere şu soruyu sordu “bir insan nasıl böyle bir zulüm yapar?

Bu nasıl bir vahşettir, bunu nasıl bir cani yapabilir?

Vicdan sahibi hiç kimse bu vahşete kayıtsız kalamadı ve gelişmeler ardı ardına yaşandı.

Önce olayla ilgili son bilgileri verip ardından bu vahşetin hem dini hem psikolojik yanlarını açıklamak istiyorum.

Sapanca Yüzevler Mahallesi’nde ormanlık alandaki köpekleri beslemeye giden hayvanseverler, patileri ve kuyruğu kesilmiş yavru köpeğin yerde kıvrandığını görüp ivedilikle veterine götürülmüştü.

Ağır yaralı köpek daha sonra tedavisi için İstanbul’daki bir kliniğe nakledilmişti.

İstanbul’da ameliyat edilen yavru köpek ne yazık ki yaşamını kaybetmişti.

Köpeğin patileri ve kuyruğunun nasıl ve kim tarafından kesildiğine ilişkin soruşturma sürüyor.

Köpeğin ameliyatına giren veteriner doktor, “Düzensiz kesikler yok, bu da insan tarafından yapıldığını gösteriyor” demişti.

Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu ise “İlk bulgular bir iş makinesinin köpeğin bacaklarını kopardığı yönünde” ifadesini kullandı.

Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı Lütfi Dursun, ölen yavru köpeğin bulunduğu saatte ormanda çalışma yapan kepçe operatörünün gözaltına alındığını açıkladı.

Olay hakkında detaylı soruşturma tamamlanınca bu üzücü olayın nasıl ve neden gerçekleştiğini hepimiz anlayacağız.

Ancak ülkemizde ve dünyanın bir çok noktasında hayvanlar sürekli işkenceye uğruyor.

Kimi bunu dini inançları için yapsa da kimi zevk için hayvanlara işkence ediyor.

Ve bazı ülkelerde köpek eti bir besin maddesi olarak görülüp tüketiliyor.

Yer yer gazete ve televizyon haberlerinde hayvanlara şiddet hakkında haberlere rastlıyoruz.

Bunların bir bölümü de ülkemizde gerçekleşiyor.

%98’i Müslüman %100’ü insan olan bir ülkede hayvanlara korkunç işkenceler nasıl yapılabilir?

Belki de içinizden “kadınlara, çocuklara, bebeklere, hasta ve yaşlılara, kimsesizlere zulmedenler hayvanlara nasıl zulmetmez ki diye geçiriyorsunuz.

Önce inanç boyutundan bakalım.

Sünni inancında hayvan ve özelde köpek hakkında Ehli Sünnet ne diyor nasıl bir fıkıh ile hüküm veriyor bir inceleyelim.

İbnu Ömer anlatıyor:

“Resulullah  av ve çoban köpeği hariç diğer bütün köpeklerin öldürülmesini emretti.”

Ömer’e: “Ebu Hureyre, “veya ekin köpeğini de diyor!” denilmişti, bunun üzerine:

“Onun ekini var da ondan!” cevabını verdi ve ilave etti:

“Biz Medine ve civarına gider, tek köpek bırakmaz, hepsini öldürürdük.

Fakat biz, çölden gelmiş kadına refakat eden arkadaş köpeği bile öldürürdük.”

Buhâri, Bed’ü’l-Halk 14; Müslim, Musâkât 45, (1570); Muvatta, İsti’zân 14, (2, 969); Tirmizi, Sayd 4, (1488); Nesâi, Sayd 9, (7, 184).

“Av ve çoban köpeği dışında köpek besleyenin ecrinden her gün iki kıratlık eksilme olur.”

(Salim der ki: “Ebu Hüreyre bu hadisi rivayet ederken: “…Veya ziraat köpeği” derdi,) çünkü o ziraat sahibi idi.”

Buhârî, Sayd 6; Müslim, Müsâkât 50, (1574); Muvatta, İsti’zân 12, (2, 969); Tirmizî, Ahkâm 4, (1487); Nesâî, Sayd 12-14 (7, 187-188).

Cabir İbnu Abdullah’tan rivayetle şöyle bir hadis var:

“Resulullah  bize köpekleri öldürmeyi emrettiler. (Bunun üzerine biz) çölden gelen kadına refakat eden köpeğe varıncaya kadar (bütün köpekleri) öldürdük.

Sonra köpekleri öldürmeyi yasakladı ve: “Halis siyahını ve gözlerinin üstünde iki nokta gibi beyazı olan iki noktalısını öldürün, zira o şeytandır!” buyurdular.

Aynı hadisin bir başka versiyonu da şöyle:

Abdullah b. Mugaffel’den rivayete göre, Resulullah şöyle buyurdu:

Köpekler de diğer toplumlar gibi başlı başına bir soy (ümmet) olmasaydı hepsinin öldürülmesini emrederdim.

Siz köpek öldürecekseniz onlardan simsiyah olanları öldürün.”

Ebû Dâvûd, Sayd: 21; İbn Mâce, Sayd: 1 Bir başka rivayet ise şöyle:

Tüm kara köpekleri öldürünüz. Çünkü onlar şeytandır. Hanbel 4/85; 5/54

Aişe anlatıyor:

“Resulullah buyurdular ki:

“Hayvanlardan beş tanesi vardır ki bunların her biri fasıktır (zararlıdır).

Harem bölgesinde olsun, Hill (Harem dışı) bölgesinde olsun bunlar öldürülür:

Karga, çaylak, akrep, fare, kelb-i akûr (yırtıcılar).”

Buhari, Bed’u’l-Halk 16, Cezâ’u’s-Sayd 7; Müslim, Hacc 66-67, (1198); Muvatta, Hacc 90, (1, 357); Tirmizi, Hacc 21, (837); Nesai, Hacc 113, (5, 208).

(El-Kelb el-Akur: Yırtıcı köpek demektir. Bir genelleme olarak kullanılmış yırtıcı ve saldırgan hayvanları betimlemektedir.)

Ebû Talha’dan aktarılan rivayete göre, şöyle diyor:

Resulullah’dan işittim şöyle diyordu:

“Köpek, resim ve heykel bulunan eve melek girmez.” Buhara, Bed-il Halk: 27; Müslim, Libas: 17

Rafî’ b. İshâk’ın haber verdiğine göre, şöyle demiştir:

Ben ve Abdullah b. ebî Talha Ebû Saîd el Hudrî’yi hastalığı dolayısıyla ziyarete gitmiştik.

Ebû Saîd el Hudrî dedi ki: Resulullah bize şöyle haber verdi:

“İçinde resim ve heykel bulunan eve melekler girmez.”

İshâk, resim mi heykel mi demişti diye şüphe ediyor.” Müsned 11326

Tüm bu hadislerden sonra köpeklere işkence edenleri bu hadislere bağlamadan önce Ehli Sünnet içindeki dört farklı mezhep olan Hanefilik, Şafiilik, Hanbelilik ve Malikiliğin de köpekler hakkındaki fetvalarına yer verelim.

 

Hanefi Mezhebinin Köpek Hakkındaki Fetvası

Hanefilere göre köpek salya ve teri dışında necis olmayan temiz bir hayvandır.

Hanefilere göre köpek elbiseye sürtünürse hayvan temiz hükmünde olduğu için o elbise ile salât ikame edilebilir.

Köpek ağzını her hangi bir kap içine sokarsa o kabın kullanılması için 7 defa yıkanması yani azami şartlarda dezenfekte edilmesi şarttır.

“Köpeğin ağzını soktuğu sizden birinin kabının temizliği, ilki toprakla olan yedi defa yıkamaktır.” Ahmed, Buhari, Müslim

 

Şafii ve Hanbeli Mezheplerinin Köpek Hakkındaki Fetvası

Şafii ve Hanbelilere göre:

Köpek, domuz ve onlardan türeyenler, bunların artığı, teri necistir.

Şafii alimlerine göre, domuzun etini yasaklayan Allah, köpeği de necis sayar.

(Ancak bu bir varsayımdır çünkü bu durumla ilgili tek bir ayet ve hadis yoktur bu bir içtihattır.)

Şafii mezhebinde av köpeği, çoban köpeği beslenebilir ve bunlar dışında köpek beslenebilmesi yasaktır.

Bu mezhebe göre köpeğin oturduğu veya bastığı kuru toprak temiz, ıslak ve karlı olan yer ise necistir.

Ayrıca köpeğin yürüdüğü veya oturduğu yere düşen veya elbiseleri değen kişi de necis hükmündedir.

Şafiiler köpeğe dokunmazlar, dokunmak zorunda kalırlarsa abdest / gusül almak zorunda kalırlar.

 

Maliki Mezhebinin Köpek Hakkındaki Fetvası

Malikilere göre: İster beslenmesine izin verilen bekçi ve çoban köpeği olsun, isterse başka köpek, mutlak olarak temizdir.

Sadece ağzını soktuğunda meşhur olan görüşe göre taabbüden yedi defa yıkanır.

Ayağını veya hareket ettirmeden dilini soksa veya salyası düşse yıkamak gerekmez.

Necaset, necis; kirli, pis anlamına gelir.

İslam’da, bir şeyin temiz olması asıl; kirlilik ise arızîdir.

Bu sebeple, dinen necis sayılan şeylerin sayılmasıyla yetinilmiştir.

Genel olarak, leş, kan, domuz eti, sarhoş edici içkiler, insan idrar ve dışkısı, kusmuk, eti yenmeyen hayvanların eti, idrarı ve dışkısı İslam’da necistir.

Tüm bu hadislere ve mezheplerin fetvalarına bakarak özelde köpeklere ve diğer hayvanlara yapılan zulmü sünnetin bir devamı olarak açıklayabilir miyiz?

Bu hadisler gerçekten Muhammed peygambere mi ait?

Bu hadisler gerçekten ağızdan böyle çıkıp bize yalın hali ile mi ulaşmıştır?

Bununla ilgili bazı açıklamalar getirmek zorundayım.

Ayrıca şu bir gerçek ki iman ettiğini iddia ettiği kitabı Kur-an’ı Kerim’i dahi okumayan bir toplumun bu hadislere göre köpeklere zulüm ettiğini söylemesi pek akılla bağdaşmamaktadır.

Çünkü İslam’da insana, hayvana ve doğaya zarar vermek, hayvanlara acı çektirmek kesin bir dil, kural ile yasaklanmıştır.

Peki Abdullah oğlu Muhammed köpek düşmanı mıydı?

Hadislerle dini bir yol çizmek isteyenin karşısına yüzlerce yol ve onlarca Muhammed çıkıyor.

Hangi yoldan gideceğini, hangi Muhammed’e uyacağını şaşırıyor insan.

Köpeklerin öldürülmesi hakkında sözler söyleyen Abdullah oğlu Muhammed Mekke’nin fethinde çok farklı bir portre çiziyor.

Vakidi’nin tarih kitabında Mekke’nin fethinde gerçekleşen bir olay anlatılır.

Tarihi bir olay olup hadis değildir. Fakat Vakidi aynı zamanda muhaddisdir yani, hadis rivayet eden bir ravidir.

İslam dininin elçisi Abdullah oğlu Muhammed on binlerce kişilik ordusu ile Mekke’yi fetih etmek için çıktığı sefer sırasında ordunun geçiş yolu üzerinde süt emen yavrularını korumak için hırlayan bir köpek gördü.

Allah’ın elçisi, Cuayl bin Suraka’ya, ordunun tamamı geçinceye kadar o köpeğin başında nöbet tutmasını, onu ve yavrularını korumasını emretmiştir.

Ebû Abdillâh Muhammed b. Ömer b. Vâkıd el-Vâkıdî, Kitâbu’l- Megazi, C. II, sf: 225

Yukarıda zikredilen hadislerden sonra böyle bir tutum ne kadar ilginç öyle değil mi?

Daha ilginç bir hadis ise Müslim’in Tevbe babı 155 numaralı hadisinde geçer.

“Kötü yolda olan bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü, susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu.

Kadıncağız mestini çıkarıp onunla onu suladı. Bu yüzden bağışlandı.” Müslim, Tevbe, 155

“Bir adam yolda yürürken çok susadı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine girip su içti.

Dışarı çıktığında susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü.

Adam kendi kendine: ‘Bu köpek de benim gibi susamış’ deyip tekrar kuyuya indi, mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeğe su verdi.

Allah onun bu davranışından memnun kaldı ve kendisini affetti.”

Peygamber’in yanında bulunanlardan bazıları:

‘Ey Allah’ın resulü! Yani hayvanlara yaptığımız iyilikler için de bize bir ücret var mı?’ dediler.

Allah’ın Resulü: ‘Evet! Her yaş ciğer (sahibi olan canlılara yapılan iyilikler) için bir ücret vardır.’ buyurdu.”

Buhârî, Şirb, 9, Vudu, 33; Müslim, selam, 153; Ebu Dâvud, cihad, 47

Şimdi sizi çok şaşırtacak bir hadis aktaracağım…

İbnu Ömer anlatıyor:

“Köpekler Resulullah devrinde mescidin içinde gidip gelirlerdi.

Bu sebeple mescidi yıkamak için içine su serpmezlerdi.” Buhari, Vudû 33; Ebu Davud, Taharet 139, (382

Köpeğin idrar ettiği alanın güneş altında kuruması beklenir daha sonra mescitte bulunan bu toprak oradan alınırdı.

O dönemde seccade, halı ve kilim yapılmasına rağmen mescidin çakıl taşları ve toprak zemin olduğu ve secdenin toprağa ve taşlara yapıldığı da ayrıca hadis ve tarih kitaplarında kaydedilir.

Hadisler bir biriyle çelişmiyor. Beyan edilen tüm hadisler doğru.

Ancak çok önemli bir detay bir çok defa atlanmış olmakla birlikte ne yazık ki tarihte bu hadisleri anlamadan, kaynağını ve tarihi olayları incelemeden, araştırmadan bir çok fetva verilmiştir.

Hem Kur-an ayetlerinde hem de hadislerin bazılarında yer alan mecaz ifadelerin gerçekte ne anlatmak istediğini araştırdığımızda karşımıza çok farklı ifadeler çıkıyor.

Köpeklerin öldürülmesi hakkındaki hadislere bakarsak özellikle kara renkli köpeklerin itlaf edilmesi sonucuna varıyoruz.

 

Peki neden siyah renkli köpekler?

Geçerliliğini yitiren bu hadis 1400 yıl önce Medine ve çevresinde gerçekleşen ve köpeklerden yayılan salgın bir hastalığın ortaya çıkmasına dayanıyor.

Hayvanın hastalık özelliği ise siyah renkli ve gözlerinin üzerinde veya gözlerinde iki beyaz nokta olan köpekler diye açıklanıyor.

Bu kara ve gözlerinde ak benekler olan köpeklere şeytan denilmesi ise hastalık yayın bakteriler ve mikroplar taşımaları.

Yani şeytan olan köpekler değil yaydıkları salgın hastalık ve mikroplar.

Hadis de yer alan mecaz ifade işte bu şeytan diye açıklanan kelime.

Çünkü dönemin bilgisizliği ve insanların anlamaları için mikrop yerine şeytan yani zarar veren tabiri kullanılmıştır.

Tüm bu gerçekler aydınlandığına göre sırf hadislerde yer alıyor diye köpek öldüren bir insan muhakkak ki büyük bir günaha girmiştir.

Bu durum bizlere akıldan yoksun bir dinin ne kadar tehlikeli olabileceğini göstermektedir.

Beşeriyetin dini yorumlaması, din ve yaşamda kuşkusuz akla aykırı bir çok eylem ortaya çıkarabiliyor.

Ancak aklı kullanmaya, düşünmeye, araştırmaya, gözlemlemeye yönlendiren Kur-an müstesna.

Bu gibi durumlarla karşılaşılması durumunda ne yapacağımızın, hangi yola başvurmamız gerektiğinin reçetesini de yine Muhammed peygamber bizlere bildiriyor.

Allah’ın elçisi diyor ki; “Benden size gelen hadis ve sünneti Allah’ın Kitabına arz edin.

O’na uygunsa ben söylemişimdir. Şayet Kur-an’a uygun değilse ben söylememişimdir.”

Sağani, Ebu’l-Fezail, Mevzuat, Beyrut, 1985, s.76; Aclunî, Keşfu’l-Hafa, I, 86; Heysemi, Mecm

Bu hadis uydurma hadislere ve dönemsel hadislere karşı bizlere önemli bir bilinç aşılamalı.

Hucurat süresindeki bu ayette bizlere önemli bir rehber olmalı.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن جَاءكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ فَتَبَيَّنُوا أَن تُصِيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلَى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمِينَ

Ey iman edenler, doğru ve mantıklı düşünmeyi terkeden bir fâsık, bir bozguncu, kötü niyetli biri size,  önemli bir haber getirirse, doğruluğunu araştırın.

Araştırmadan, ciddi, zarar verici tedbirler almaya kalkarsanız, bilmeden, yanlış bilgilendirme sonucu suçsuz bir kavme, bir topluluğa kötülük yapmış, hoş olmayan bir davranış sergilemiş olabilirsiniz.

Sonra yaptıklarınıza pişman olursunuz. Hucurat 6

 

Hayvanlara Merhamet ve Allah’ın Elçisi Muhammed

İbnu Ömer anlatıyor:

“Resulullah buyurdular ki: “Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti.

Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşeratından yemeye de salmamıştı.”

Buhâri, Bed’ü’l-Halk 17, Şirb 9, Enbiya 50; Müslim, Birr 151, (2242).

Abdullah İbnu Câfer anlatıyor:

“Resulullah Ensârdan birinin bahçesine girdi. Orada bir deve vardı.

Deve Resulullah’ı görünce inledi ve gözlerinden yaşlar aktı. O deveye yaklaştı ve gözyaşlarını sildi. Hayvan sakinleşti.

“Bu devenin sâhibi kim?” diye sorarak ilgi gösterdi.

Ensar’dan bir genç:

“O bana aittir ey Allah’ın Resulü!” deyip ortaya çıkınca Hz. Peygamber onu azarladı:

“Allah’ın sana mülk kıldığı bu deve hakkında Allah’tan korkmuyor musun?

Bak! Bu bana şikâyette bulundu. Sen bunu acıktırıyor ve fazla çalıştırarak da yoruyormuşsun.”

Ebu Davud, Cihat 47, (2549).

Abdurrahman İbnu Abdullah, babası Abdurrahman’dan rivayet eder ki şöyle demiştir:

“Biz bir seferde Resulullah ile beraber idik. Resulullah bir ara bir ihtiyacı için yanımızdan ayrıldı.

O sırada hummara denen bir kuş gördük, iki tane de yavrusu vardı. (Kuş kaçtı) yavrularını aldık.

Zavallı kuş etrafımıza yaklaşıp çırpınmaya, kanatlarını çırpıp havada inip çıkmaya başladı.

Resulullah gelince:

“Kim bu zavallının yavrusunu alıp onu ıstıraba attı? Yavrusunu geri verin!” diye emretti.

Bir ara, ateşe verdiğimiz bir karınca yuvası gördü.

“Kim yaktı bunu?” diye sordu. “Biz!” dedik. “Ateşle azab vermek sadece ateşin Rabbine hastır” buyurdu.”

Ebu Davud, Cihat 122, (2675), Edeb,176, (5268

Siz mağara arkadaşlarının ve onların sadık dostu Kıtmir’in hikayesini bilir misiniz?

Kıtmir milyonlarca insana ders veren sadık bir köpektir.

Kıtmir Kur-an da dahi kendine yer bulmuş bir ibrettir.

Kıtmir, İslam’ın köpekler ve hayvanlar hakkındaki tutumunu anlatacak en güzel ilahi hikayedir.

Öyleyse Kur-an’a yönelin ve İslam’a gelenek ve atalar dini olduğu için değil fıtrata ve akla uyan tek ilahi din olduğu için girin.

Orada (Kur-an’da sevginin ve merhametin, fıtratın ve aklın kaynağını bulacaksınız.

Ragıp Kamil İlbeyi

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.