SON DAKİKA

Haftanın Kitap Önerisi-Körlük Jose Saramago

Bu haber 17 Temmuz 2017 - 0:13 'de eklendi ve 681 views kez görüntülendi.

Haftanın Kitap Önerisi-Körlük Jose Saramago

Çevirmen:Aykut DERMAN
Yayın Tarihi2015-06-25
Orjinal AdıEnsaio sobre a cegueira
ISBN9755109285
Baskı Sayısı31. Baskı
DilTÜRKÇE
Sayfa Sayısı360
Cilt TipiKarton Kapak
Kağıt CinsiKitap Kağıdı
Boyut12.5 x 19.5 cm

Bir gün trafikte yeşili beklerken kör olsanız.

Hiçbir şey görmeseniz, derin bir beyazlığa bürünse dünyanız.

Bir gün trafikte yeşili beklerken kör olsanız.

Hiçbir şey görmeseniz, derin bir beyazlığa bürünse dünyanız.

Haftanın Kitap Önerisi-Körlük Jose Saramago Üstelik bu körlük durumu bulaşıcı olsa.

Yani bildiğiniz soğuk algınlığı gibi.

Nobel edebiyat ödüllü Portekizli yazar José Saramago’nun “Körlük” romanı tam da bu konuyu işlemektedir.

“Körlük” romanında karakterlerin isimleri bile yok.

Şimdi dikkatli okur, romanda karakterleri betimleyen sıfatların sıkıcı şekilde tekrarlandığını düşünebilir, fakat ben bu sorunu yaşamadım.

Romanda bu mesele yazarın kendi dilinden açıklığa kavuşturuluyor.

Bir kör, diğerine ismini sorunca, cevabı şu şekilde alır: “Körlerin ismi yoktur, körlerin arasında pek bir fark da yoktur, hepsi sadece kördürler.”

İnsan egosunun değişik ölçülerini görmek insanı kitaba bağlıyor.

Bir grup körün eline silah geçirerek diğer körlerin iradesini zapt etmesi çok düşündürücüdür.

Bu durumda bir tabak yemeğe karşı insanların nelerden vazgeçtiği, sahip oldukları mücevherleri hiç düşünmeden verebilmeleri insanın yargı ve değerlendirme sisteminin şartlar karşısında ne kadar hassas olduğunun apaçık kanıtıdır.

Hani diyoruz ya, ağaç önemlidir, kesmeyelim.

Çünkü nefes almak, yemek yemek, su içmek gerçek ihtiyaçlardır.

Mücevher, altın ve diğer çoğu zaman daha çok para vererek sahip olduğumuz ürünler ise, sonradan uydurduğumuz hayali ihtiyaçlarımızdır.

O yüzden birincil ihtiyaçlarımıza ve onların kaynaklarına sahip çıkmamız gerekmektedir.

İnsanlar yemek için, su için namuslarından vazgeçer mi? Namus dediğimiz sahiplenme dürtüsü birincil ihtiyaç mıdır? Bu soruların cevabını okura bırakmak istiyorum.

Kitabı okuduktan sonra üzerinde durulması gereken diğer bir konu hiç şüphesiz fedakarlık konusudur.

Eğer aşkı ölçmenin metrik bir yolu olsaydı bu kesinlikle fedakarlıkla ilgili olurdu.

Yani ben seni 3 birim fedakarlık boyutunda seviyorum gibi.

Çünkü beni ne kadar seviyorsun sorusunun cevabı dünyalar kadar olmamalıdır.

Bu çok dogmatik olurdu.

Benim için nelerden fedakarlık yapabilirsin sorusunun yanıtı bu bağlamda daha yol göstericidir, daha anlamlıdır.

Çevrenizdeki insanları ne kadar sevdiğinizi ölçmek isterseniz belki de bu romanı okumalısınız.

Böylece çevrenizdeki insanların hepsini kör, kendinizi ise görme yetisi sağlam şekilde hayal edebilir, bu şekilde kimin için, nelere katlanabileceğinizi ölçebilirsiniz.

Tıpkı ressamların kendi tablolarını değerlendirmesi gibi, yazarların da kendi kitaplarını nasıl değerlendirdiği benim için önemlidir.

Bu anlamda,  José Saramago Nobel Ödülü ile ilgili bir röportajında körlük romanını şu şekilde değerlendirmiştir:

“Ne düşündüğümü merak ediyorsanız, bu kitapla anlatmak istediğim hepimizin körleşmeye başladığı değildi.

Bence körleşmiyoruz. Hepimiz körüz. Körüz, ama bakıyoruz.

Bakabilen, ama görmeyen kör insanlar.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.