SON DAKİKA

Haftanın Kitabı – Oltadaki Balık Türkiye (M. Emin DEĞER)

Bu haber 25 Temmuz 2017 - 20:43 'de eklendi ve 886 views kez görüntülendi.

Haftanın Kitabı – Oltadaki Balık Türkiye (M. Emin DEĞER)

Yazar:M. Emin Değer
 Yayınevi:Kilit
 Kitap Dili:Türkçe
 Sayfa Sayısı:536
 Ciltli/Ciltsiz:Ciltsiz
 Kitap Ölçüleri:
 Basım Yeri/Basım Yılı:2010

 

Atatürk’ün ölümünden yalnızca 9 yıl sonra ülkemize yardım bahanesiyle sızan ve ülkeyi karanlığa sürükleme yolunda atılmış her adımda parmağı olan Amerika’nın bizleri nasıl piyon gibi kullandığının kanıtları tek tek verilmiş.

Yazar kitabında; Devletimizin bağımsızlık bilincinin yok edilişi, ABD, Ortadoğu, Türkiye üçgeninde yaşananlar, Küreselleşen dünya ve Türkiye.

En önemlisi Emperyalizmin Tuzağındaki Ülke olan Türkiye’nin üzerindeki tuzaklar ve bir çok yaşananlara cevap aramaya çalışıyor…

Kendini kurtarabilmek için her bireyin ülkenin alın yazısı ile ilgilenmesi gerekir.
Mustafa Kemal Atatürk

Alın yazımızı bilmek mi, yoksa bilmeden ana haber ekranlarında gördüğümüz balkon kuklalarını alışkışlarak ömür mü bitirmek?

Dünyada vatandan aziz şey var mı?” diyebiliyorsanız tabi ki de alın yazımızı bilmek, biraz farkındalık yaratmak için birebir bu kitap.

Ankara Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra, MSB bursuyla öğrenim görmüş ve askeri hakim olarak görev yapmış Mehmet Emin Değer tarafından kaleme alınmıştır.

Oldukça uzun görünmesine rağmen akıcı bir dille yazılmış olan kitap bir çoğumuzda derin bir keder ve kızgınlık uyandırdı diyebiliriz.

Bir taraftan Rockefeller’ın deyimindeki oltadaki balık gibi çaresiz ve değersiz hissederken diğer taraftan da tarih hep böyle kendini tekrar edip duracak mı diye umutsuzluğa kapıldık.

Zincirleri olmayan köleler misali bize sunulan demokrasiyle avunmuşuz yıllar yılı dedik.

Hatta tarihle siyasetle ilgili her bireyin yaptığı gibi küfrettik düzenbaz İngiltere’ye, Amerika’ya.

Atatürk’ten sonrasının nasıl bir tufana dönüştüğünü görmek üzdü bizi işin aslı.

Üzülen, çaresiz, değersiz kalan toplumun yeniden filizlenmesi mümkün mü diye sorduk?

Doğada aciz olmak üstünlük sağlarmış bunu öğrendik.

Doğru ya uçamadığımız, yüzemediğimiz için yaptık onca icadı.

Peki ne zaman acizliğimizi güce dönüştüreceğiz?

Tabi ki de merkezimizden şaşmadığımız, ulusal kimliğimizi kaybetmediğimiz gün.

Kitap; Rıfat ILGAZ’ a ait 17 sayfalık bir sunuş, 79 sayfalık üç ayrı baskıya ait önsözler ile 18 sayfalık bir Giriş kısmı ile başlıyor.

Bu haliyle daha çok bir akademik çalışmayı andırıyor denilebilir ama gözünüz korkmasın o kadar da zor değil okuması.

Asıl metin 6 bölümden oluşuyor ve 354 sayfada tamamlanıyor.

Bolca dipnotlarla desteklenmiş bir anlatım görülüyor.

Son olarak 67 sayfalık Ekler bölümünde kitabın çeşitli bölümlerinde konu edilen bazı belgeler yer alıyor.

Asıl metine bakıldığında genelden özele doğru bir anlatım tarzının kullanıldığı görülüyor.

Böylece Emperyalizmin genel tanımı ve mekanizmaları, ABD Emperyalizmi ve Ortadoğu-Türkiye arasında bağlantıların açıklanması, ABD Emperyalizminin yani Çok Uluslu Global Şirketlerin kendine has sömürü teknikleri, Türkiye’nin adım adım ABD güdümüne girmesi  ve en son olarak da son noktanın 12 Eylül Askeri Darbesi ile konulması ele alınmıştır.

Tam da 12 den vurmuşlar yani sizin anlayacağınız.

36 yıl geçti daha kalkamadık ayağımızın üstüne…

Önsözlerde özellikle bu kitabın yazılmasının nedenleri olarak sunulan bazı belgelere yer verilmekte.

Bunlardan biri ünlü Johnson Mektubudur.

Bir diğer belge 1997′ de ABD’ de yayımlanmış olan bir kitap olup adı,

“Üniversiteler, Amerikan İmparatorluğu ve Soğuk Savaş Döneminde Sosyal Bilimlerde Para ve Siyaset” dir.

Yazar bu kitabın ve benzer itiraf niteliğindeki çalışmaların hem içerikleri hem de neden yayımlandıkları üzerinde uzun uzun değerlendirmeler yapar.

ABD ‘nin kendi etkisi altındaki ülkelerin toplumlarına bir mesaj vermektir asıl amacı.

Mesaj da gayet basittir:

En büyük güç benim!

Böylelikle öğrenilmiş çaresizlik kazanmış toplumlar sadece ABD’nin sıradaki adımını bekler yine çaresizce.

Boyunundaki görünmez zinciri çıkarmaktan bile korkar.

Büyük gücümüz (!) ABD bu yaparken oldukça sistemli ve bilimseldir aslında.

Tıpkı bir laboratuar gibi kullandığı ülkeleri önce Sosyal Bilimler Çalışmaları süzgecinden geçirir ve anatomisini çıkartır.

Şöyle düşünün sürekli saçma sapan basit birşeyin bile istatistiği çıkarığ yayınlayan adını bile duymadığınız gazeteler, üniversiteler vardır.

Sizce neden yapıyorlar bunca istatistiği bir düşündünüz mü? Bu kitabı okurken aklınıza gelecektir.

Çünkü ABD’ye göre Türkiye’de yaşayanlar 3 gruba ayrılıyor. Bunlar:

1. Grup: Modernler: Bunlar bol bol tüketirler. ABD için bunlar iyilerdir.
2. Grup: Gelenekçiler: Bunlar tüketime hevesli değillerdir. ABD için kötüler
3. Grup: Aradakiler: Bunlar her iki grubun da özelliklerine kısmen sahiptirler.

Bu analizin ardından şu sonuca varılır: Türkler ve diğer geri kalmış toplumlar tüketerek modernleşmelidirler.

Bunun için de kendi öz kimliklerinden ne kadar hızla ve ne kadar çok uzaklaşırlarsa o kadar iyidir.

Bu amaca  hizmet etmek adına Türkiye NATO, CENTO gibi örgütlere dahil edilmiş ve son zamanlarda Ilımlı İslam ile kendi kimliğinden uzaklaştırılmaya çalışılmıştır.

Çünkü Ulusal bilinç  global şirketlerin ürünlerine olan ilgiyi azaltacaktır.

Türkiye ve benzer ülkelerin antiemperyalist Ulusal Kurtuluş Savaşları “Barutun icadı kadar tehlikelidir.

ABD ‘ye göre: “Bütün ulusal kurtuluş savaşları komünist olmaya mahkumdur ve ezilmelidir

ABD bizim gibi ülkeleri şu taktiklerle güdümü altına almakta ve sömürmektedir:

1. İdeolojik- Dolaylı Saldırı: Toplumu dejenere etme.
2. Düşük Yoğunluklu Savaş-Çatışma: Ülkede kontrol edilebilir kargaşalıklar çıkarma.
3. Düşük Yoğunluklu Demokrasi: Siyasal olarak kamplara bölünmüşlük, yönetilemezlik ve istikrar adına otoriter yönetimlerin kurulması. Bu yönetimler askeri darbeler veya güya seçimle gelen hükümetler olabilir.

Halkın seçimlerle bu tür yönetimleri işbaşına getirmesine veya askeri bir darbeyi mazur görmesine “Rıza Üretimi” deniyor.

Rızası vardı Hakim bey! 🙁

Yazar bu gerçekleri ortaya koyduktan sonra son derece planlı ve sistemli olarak kurulmuş olan bu tuzaklara düşmüş olan bizler için kurtuluşun kolay olmayacağını, ancak bizlerin toplumsal hafızamızda Atatürk’ün ve Kurtuluş Savaşının hatırasının hala taze olduğunu ve eğer bir kurtuluş mümkün olacaksa ancak Ulusal Bilinç ve Tarih Bilincini kullanarak olacağını belirtiyor.

  1. Bölüm Yeni Emperyalizm
  2. Bölüm ABD  Ortadoğu ve Türkiye
  • Bölüm Çok Uluslu Şikelerin Tuzağında 
  1. Bölüm ABD Neden Türkiye’de
  2. Sözleşmelerin Tuzağında veya Bağımsızlıktan Bağımlılığa    

 Banu Avar’ın bu kitabı bir üniversite olarak nitelendirmesi boşuna değil.

Safsataların değil gerçeklerin açık açık yazıldığı bir kitap.

Ülkede olup bitenler hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlerin ve “bana düşen görev nedir?” sorusunu kendine soran herkesin okuması gereken kitap.

Aşağıda kitap hakkında yazılanlar yer almaktadır.

Devletimizin temelindeki ilk harç, bağımsızlık bilincidir.

Bu bilinç nasıl yok edilmiş? İşte bunun yanıtlarını veriyor Emin Değer.

Bu gerçekler sadece geçmiş olayları değil, ileride yaşayacağımız CIA damgalı oyunları da sergilemektedir.”

Uğur Mumcu

“Emin Değer’i CIA, Kontrgerilla ve Türkiye adlı kitabından hatırlayacaksınız.

Yeni eseri Oltadaki Balık Türkiye, bir bataklığa saplanışın öyküsü.

Büyük bir ilgiyle, ama yine de hüzünle okuyorsunuz.

Çünkü Emin Değer, o hengâmede aymazlıkları, yer yer ihanetleri de sergiliyor.

‘Bu kadarı da olmaz’ diyorsunuz; olmuş ama!”

Server Tanilli

“Türkiye nasıl ‘oltadaki’ oluyor? Bu ne biçim benzetmedir?..

Benzetme, kitabın yazarı Emin Değer’in değil, bütün dünyanın adını bildiği bir Amerikalı’nın, Nelson A. Rockefeller’ın…

ABD Başkanı Eisenhower’a yazdığı bir mektupta Rockefeller, bu benzetmeye başvuruyor…

Bilinçsizliğin kör güdüsünde benliğini dış güdüme teslim etmiş bir toplum düzeyindeyiz. İnanmayan, Oltadaki Balık Türkiye’yi okusun.”

İlhan Selçuk

“Emin Değer, Millî Savunma Bakanlığı Hukuk Danışmanlığı gibi yetkili koltuklardan yabancılarla olan ilişkilerimizi yakından izleyebilmiş ve bir Türk Subayı’na yaraşır biçimde tepki göstermesini bilmiştir.”

Türkkaya Ataöv

Haber Editörü : Sedat DOĞRUER

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.