SON DAKİKA

Ertuğrul Filizay ” Yazamadım ”

Bu haber 27 Temmuz 2017 - 13:38 'de eklendi ve 827 views kez görüntülendi.

“Sadece heykellerine değil, ilke ve devrimlerine de savaş açıldığı şu günlerde, düşmanları dahil tüm dünyanın takdir ettiği, heykellerini diktiği; cadde, sokak ve parklara adını verdiği Atatürk’ün adı, ne kadar müfredatlardan silinmeye çalışılırsa çalışılsın, yalnız Türk Ulus’unun tarihine değil, dünya tarihine de altın harflerle yazılmıştır.

Bu büyük dünya liderinin ebedi istirahatgahına sataşmaların arttığı bu günlerde, Anıtkabir’in etkileyici tarihçesinden bahsetmek yerinde olacak…”

Yazıya böyle başlamıştım. Amacım çok fazla bilinmeyen Anıtkabir’in proje ve yapım aşamalarına ait bilgileri derlemek ve yazmaktı.

Tam o ara, içimden biri dürtü beni, Anıtkabir’in yapım sürecini araştırmaya/anımsamaya başlamadan önce, Atatürk’ün son aylarını tekrar okumaya itti…

Ve Atatürk’ün son günlerini büyük bir merakla okumaya başladım…

*  *  *

Asıl amacım Atatürk’ün naaşının Yavuz zırhlısıyla İzmit’e nakledilişini; İzmit’ten trenle Ankara’ya nakledilişini, top arabasına konuşunu anlatmaktı…

Yazamadım…

Kortejin Opera binasının önünden geçerken halkımızın nasıl hıçkırıklar içinde Atatürk’ü uğurladığının fotoğraflarını görünce…

Ulus’taki ilk TBMM binasında katafalka konuşunu, daha sonra Etnoğrafya Müzesi’ne naklini okuyunca…

Yazamadım…

Anıtkabir’in yer seçimi için yapılan çalışmaları, Rasattepe’nin (şimdiki Anıttepe) nasıl seçildiğini; proje yarışmasına katılan ulusal ve uluslararası mimarları; hangi projenin neden kazandığını anlatmak istedim…

Yapım aşamasında Anıtkabir’in taşlarının ve şeref salonundaki mono blok lahit mermerinin nereden getirildiğini, özelliklerini, boyutlarını anlatmak istedim…

Yazamadım…

Aslanlı yoldan, Anıtkabir’in girişindeki merdivenlerin iki yanında bulunan Hürriyet ve İstiklal kulelerine dek söz etmek istedim.

Bu kulelerin önünde bulunan ve ulusal giysiler içindeki üç kadından oluşan heykellerden ilkinin elinde tuttuğu çelenk ile Atatürk’ün kurtardığı bereketli yurdumuzu, ortadaki kadının eliyle yüzünü kapayarak Ata’mıza ağladığını, sağdaki kadının ise elinde tanrının rahmetinin toplandığı bir kap ile Türk kadınının derin acısı içinde bile gururlu, ağır başlı ve azimli oluşu dile getirildiğini anlatmak istedim…

Yazamadım…

Hürriyet Kulesi’nin önünde bulunan üç erkek heykelinden ilkinin öğretmen, ortadakinin köylü ve sağdakinin de asker olduğunu, bu heykellerin sırasıyla Eğitim, Üretim ve Yurt Savunmasını temsil ettiğini yazmak istedim…

Yazamadım…

Dahası var. Müdafa-i Hukuk Kulesi, Mehmetçik Kulesi, Zafer Kulesi, 23 Nisan Kulesi, İnkılap Kulesi, Atatürk Müzesi…

Bunların hiç birini yazamadım…

Peki, neden yazamadım?

Atatürk’ün son günlerini okurken gözüme çarpan şu paragrafa bir bakalım:

“Özellikle son 3 ayını ağırlaşan hastalığıyla savaşarak geçiren Atatürk’ün en büyük arzusu, kurduğu cumhuriyetin 15. Yılının kutlanacağı Ankara’daki törenlere katılmaktı.

Olmadı. Hastalığı izin vermedi.

Ama, o 29 Ekim’de çok farklı bir olay oldu.

Atatürk, Dolmabahçe Sarayı’nda yatağına oturmuş dinlenirken, 29 Ekim törenlerinden dönmekte olan Kuleli Askeri Lisesi öğrencilerini taşıyan vapur, tam Dolmabahçe Sarayı’nın önünde durdu.

Askeri öğrenciler önce “Atamızı görmek istiyoruz” diye tempo tuttular.

Ardından Dolmabahçe Sarayının ve Atatürk’ün dinlenmekte olduğu odanın duvarları askeri öğrencilerin söyledikleri İstiklal Marşı ve 10. Yıl Marşı ile çınladı.

Yanındakiler ilk kez o gün Atatürk’ün gözlerinin dolduğuna tanık oldular…”

Bu satırları okuduğumda, Atatürk’ün Ankara’daki Cumhuriyet Bayramına katılamadığı için mi, yoksa odasında çınlayan askeri öğrencilerin söylediği marşları duyunca “cumhuriyeti emin ellere emanet ettiğini” düşündüğü için mi gözlerinin dolduğunu düşündüm durdum…

Bunları düşünürken benim de gözlerim doldu…

Boğazıma bir şeyler düğümlendi…

Yazamadım…

Kaynakça:

Sami Çelik; Atatürk’ün Son 100 Günü

Hasan Rıza Soyak; Atatürk’ten Hatıralar

Hulusi Turgut; Atatürk’ün Sıra Dışı Kılıç Ali Anıları

Ertuğrul Filizay
Ertuğrul Filizaye.filizay@bihabermedya.com
Sanatın her dalıyla ilgilenen... İç ve Dış politika'yı yakından izlemeye çalışan... Atatürk'çü felsefeye gönülden bağlı... Demokrasi ve Özgürlük sevdalısı... ''Özgürlük ekmekten tatlı, Güneşten güzeldir''

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.