SON DAKİKA

Demokrasiye Ermek-2

Bu haber 21 Ağustos 2017 - 0:07 'de eklendi ve 1.289 views kez görüntülendi.

Okuyanlar anımsayacaktır, “Demokrasiye Ermek” başlıklı yazımızda kendisini koruyamayan bir demokrasiye sahip olduğumuzu belirtmiştik.

Örneğin, 2008 yılındaki AKP kapatma davasında “T.C. devletinin temel ilkelerini değiştirecek zemini oluşturmak…” suçu sabit görülmüş olmalı ki, AKP para cezasına çarptırılmıştır.

Peki bu para cezası caydırıcı olmuş mudur? Hayır.

Tam tersine aynı suçu işleme özgürlüğü bu parti tarafından adeta satın alınmıştır!

Şimdi soruyorum: Hangi gelişmiş ülkede, yukarıdaki suçu işleyen bir parti, para ödeyerek siyasete devam edebilir?

İşte size kendisini koruyamayan demokrasi …!

*  *  *

Yine geçen yazımızda değinmiştik.

Türk halkına tabandan bir talep olmadan, tepeden inme sunulan demokrasi, batıda uzun yıllar süren (kimi kanlı) mücadeleler sonucu elde edilmiştir.

Örneğin İngiltere’de kıran kırana geçen ve yıllarca süren mücadele sonucu, soylular krala Magna Carta denen fermanı kabul ettirerek parlamentoyu kurdurmuştur.

Yıl 1215 (Tam 802 yıl önce) !!!

Fransa’da Cumhuriyetin ve parlamentonun kurulması için 1789-1799 yılları arasında giyotinle idam edilenlerin sayısı 40 000 in üzerindedir.

(Meraklılarına, Nobel ödüllü yazar Anatole France’ın bir roman akıcılığıyla Fransız Devrimini anlattığı “Tanrılar Susamışlardı” kitabı önerilir..)

*  *  *

Korunmasız demokrasimizi batı demokrasilerinden ayıran önemli bir özellik “Vergi Bilinci”dir.

Brüt maaşı 3000 TL olup eline 2400 TL geçen vatandaş, kesilen 600 TL.yi umursamamakta, eline geçen paraya bakmaktadır.

Buna karşılık aynı vatandaş değeri 3-5 TL olan 2 paket makarnayla mutlu olabilmektedır.

Aynı şekilde, arabası olmayan örneğin Konya’lı bir vatandaşı düşünelim.

Neden hiç geçmediği ve hiç geçmeyeceği bir köprüye, köprüden geçmiş gibi para ödediğini düşünememekte, anlayamamaktadır.

Halbuki batı demokrasilerinde, partilerin seçim kampanyalarındaki en önemli argüman vergi politikalarıdır.

Obama’nın sağlık hizmetlerinden alınan vergileri düşüreceğini söyleyerek seçildiğini anımsayalım…

Ayrıca yüzlerce kişinin katili ABD’li mafya lideri Al Capone’in işlediği cinayetlerden değil, VERGİ KAÇAKÇILIĞI’ndan hapse atıldığı da bilinen bir gerçektir.

*  *  *

Bir diğer nokta bireysel hak ve özgürlüklerdir.

İsviçre’nin kimi kantonlarında bir yere inşaat yapmadan önce, yapımcı firmanın oraya inşaatın maketini dikmesi zorunludur.

Maket, yasayla belirlenen süre boyunca inşaatın yapılması düşünülen alanda kalmaktadır.

Bu süre içinde BİR TEK kişi dahi itiraz etse (itiraz edenin göz zevkinin bozulması bile haklı bir nedendir) yapımcı inşaatı yapamamaktadır.

Ülkemizde ise büyük bir depremin beklendiği İstanbul’da son 16 yılda 493 adet Afet Toplanma Alanından 416’sına AVM yapıldığı basında yer almıştır.

Ayrıca turistik tesis yapmak için yakılan ormanlar, doğa katliamının ötesinde, o ormanda yaşayan canlılar için de bir katliamdır.

*  *  *

Tüm bunların yanında, batı demokrasilerinde yerel referandumlar büyük öneme sahiptir.

Örneğin, 2016’da İsviçre’de halka sunulan “herkese maaş bağlanması” önerisi referandumda reddedilmiştir.

Ülkemizde ise, Artvin örneğinde olduğu gibi, halka danışmak şöyle dursun, bilirkişi raporları değiştirilmekte, iktidarın beğenmediği kararı veren hakimin yerine yenisi atanmaktadır…

*  *  *

Değinilmesi gereken bir diğer nokta da “Lider Sultası”dır.

Ülkemizde bir partinin başına geçen kişi bazı istisnalar dışında adeta ölünceye dek seçilmiş olmaktadır.

Gelişmiş demokrasilerde partinin programı, projeleri, vergi politikası öne çıkarken ülkemizdeki tek kriter “liderin karizması” olagelmiştir…

*  *  *

Sonuç olarak,

– Emperyalizmin hizmetkarı olmaktan kurtulup, Misak-ı Milli sınırlarına sahip ve  “Yurtta Barış Dünyada Barış” politikasına sıkıca sarılmadıkça,

– Hem yeni teknolojik gelişmeleri tabana yaymak, hem de kentlere göçü durdurmak için tekrar Köy Enstitülerini açarak yeni bir aydınlanma çağı başlatılmadıkça,

– Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’in Türkçesi yurt çapında yaygınlaştırılmadıkça,

– İ.H. Okullarının sayısı ihtiyaca göre düzenlenmedikçe,

– Halka “Vergi Bilinci” aşılanmadıkça (Öneğin lise seviyesinde “Vergi” dersi)

– Yerel referandum kavramı Anayasa’da yer almadıkça,

– Sendikal hak ve özgürlükler genişletilmedikçe,

– Anayasa’nın değişmez/değiştirilemez maddelerinin arasına “Bireysel Hak ve Özgürlükler” alınmadıkça…

 

Hiç kimse, palalarla, bıçaklarla korunan içi boşaltılmış uyduruk bir demokraside yaşayacağından ve…

Bir diktatörün gidip, başka bir diktatörün geleceğinden kuşku duymasın …!

 

Tüm bunları sağlamanın tek yolu ise dünyanın gelmiş geçmiş en büyük lideri olan MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ilkelerinin harfiyen uygulanmasından geçmektedir…

Bu yol sadece sağlam bir demokrasi ve bağımsız bir Türkiye için değil, aynı zamanda zengin ve güçlü bir Türkiye için de tek çıkar yoldur…

Ertuğrul Filizay
Ertuğrul Filizaye.filizay@bihabermedya.com
Sanatın her dalıyla ilgilenen... İç ve Dış politika'yı yakından izlemeye çalışan... Atatürk'çü felsefeye gönülden bağlı... Demokrasi ve Özgürlük sevdalısı... ''Özgürlük ekmekten tatlı, Güneşten güzeldir''

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Hilal özcan21 Ağustos 2017 / 00:35

Harika bir yazı tebrik ederim kaleminize elinize sağlık