SON DAKİKA

30 Ağustos : Bir Ulusun Küllerinden Doğuşu

Bu haber 30 Ağustos 2017 - 0:13 'de eklendi ve 1.308 views kez görüntülendi.

       30 AĞUSTOS: BİR ULUSUN KÜLLERİNDEN DOĞUŞU

“…İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, delalet ve hatta hıyanet içinde olabilirler.

Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.

Millet fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir…”

Mustafa Kemal Atatürk, kurduğu genç Cumhuriyeti gençlere emanet ettiği hitabesinde böyle diyor.

Peki, hiç düşündünüz mü?

Aslında Atatürk, hitabenin bu bölümünde 18 Mayıs 1919’daki Osmanlı’yı anlatmıyor mu bizlere?

Osmanlı’nın son günlerindeki tabloyu gençlerin önüne koyarak, gelecekte karşılarına çıkacak benzer bir tablo karşısında tetikte olunması gerektiğini öğütlemiyor mu?

Mustafa Kemal’i 19 Mayıs 1919’da “makus talih” ile mücadele etme yolculuğuna iten tablo değil mi bu?

3 yıl 4 ay gibi kısa bir sürede sıfırdan ordu kurmak, halka tam bağımsızlık düşüncesini anlatmak, Meclisi oluşturmak…

Gerek askeri gerek siyasi anlamda Türk Ulusu’nun küllerinden doğuşunu bir oya gibi işlemek…

Ve emperyalistleri ve onun maşalarını dize getirmek… Bunun dünyada başka bir örneği yoktur.

26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz öylesine planlanmıştır ki, her gün yeni cepheler kazanılmış, düşmana her gün yeni bir darbe vurulmuştur.

Nitekim Büyük Zafer’den sonra Mustafa Kemal Paşa, ABD Büyükelçisi Sherril’in bir sorusuna verdiği yanıtta:

“Yunan Başkomutanı için iki seçenek vardı. Ya savaş meydanında ölecek, ya da teslim olacaktı. Üçüncü olasılık ise planlarımızın eksikliğine delalet ederdi. Hâlbuki planlarımız dikkatle hazırlanmıştı.”

Gerçekten de 2 Eylül 1922 gecesi Mustafa Kemal Paşa’ya verilen “Esir Alınanlar” raporunun başında Yunan Kuvvetleri Başkomutanı General A. Trikopis’in adı bulunuyordu.

Bugün Trikopis ve diğer generallerin esir alındığı yerde (Çakmaklı Tepe) mütevazı bir anıt vardır.

Ve bu anıtın üzerine iri harflerle bir kitabe nakşedilmiştir:

“Ey Türk Oğlu, Burası 2-3 Eylül Cumartesi saat 22.30’da Yunan Orduları Başkomutanı General Trikopis ile maiyetindeki 2. Kolordu Komutanı Albay Vangelis, Albay Kalinalis ve Kurmay Başkanları ile yaverlerinin, muzaffer Türk Ordularının 5. Kafkas Tümeni Komutanı Kurmay Albay Dadaylı Halit Bey tarafından teslim alındığı yerdir.

Buradan çevreni gururla seyret.

Türklüğün İstiklal aşkına ve Türk Ordularının kahramanlığına inan ve güvenini tazele.

Türklüğün geleceğine hız alarak ayrıl.”

Gerçekten de Büyük Taarruz’un detayları günbegün incelendiğinde Mustafa Kemal’in askeri dehası karşısında gurur duymamak mümkün değildir.

Öyle ki, Yunan askerlerinin kaçacak yollarını dahi hesaplamış, bu yolları tıkayarak düşmanı tamamen imha yoluna gitmiştir.

Kaçabilenler ise İzmir’den Pire’ye kadar yüzmek zorunda kalmıştır.

Bize emanet edilen Türkiye Cumhuriyeti işte böyle kazanılmıştır.

Tüm Türk Ulusunun Zafer Bayramını kutluyor,  bize bu cennet vatanı bahşeden şehitlerimizin nurlar içinde uyumalarını diliyorum…

Yazımıza Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinden bir alıntı yaparak başlamıştık, yine bir alıntı ile bitirelim:

“EY TÜRK İSTİKBALİNİN EVLADI! İŞTE BU AHVAL VE ŞERAİT İÇİNDE VAZİFEN TÜRK İSTİKLAL VE CUMHURİYETİNİ KORUMAKTIR. MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR”

Ertuğrul Filizay
Ertuğrul Filizaye.filizay@bihabermedya.com
Sanatın her dalıyla ilgilenen... İç ve Dış politika'yı yakından izlemeye çalışan... Atatürk'çü felsefeye gönülden bağlı... Demokrasi ve Özgürlük sevdalısı... ''Özgürlük ekmekten tatlı, Güneşten güzeldir''

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.