SON DAKİKA

iphone 8 Geliyor

CepTeknoloji

Hepimiz Kaybederiz !!!

Bu haber 16 Ağustos 2017 - 23:50 'de eklendi ve 219 views kez görüntülendi.

Ülke gündemimiz o kadar hızlı değişiyor ki, bir olay soğumadan, ötekine kilitleniyoruz.

Sadece konuşup, eleştiriyoruz, kendi kendimize fikirler üretiyoruz, tek başımıza sanki dünyayı kurtaracak cesarete sahibiz, ama üç kişi bir araya gelemiyoruz.

Tahammülsüz bir toplum olduk. Herkesin öfkesi dilinin ucunda.

Öfke, nefret, hakaret, ötekileştirme ve şiddet hiç eksik olmuyor.

Bu duruma gelmemizde bizi yönetenlerin, kullandıkları dil çok etkili.

‘’Umutsuz olmayalım’’ ‘’ umutsuzluk aşılamayalım’’ ‘’ dibe vurmadan akıllanmayız’’ ‘’ bize bir şey olmaz’’ ‘’Anayasamız tehlikede değil’’ ‘’onlar’’ ‘’ bizler’’ diye diye bu günlere geldik.

Anayasa değişti, Müfredat değişti, Medeni kanun değişti, Tarım politikaları, emekli hakları, işçi hakları, hak, hukuk, adalet !! derken, şehit haberi almadığımız gün yok.

Herkes ötekini eleştiriyor, siyasetten söz ediyorsa beklentisi var, hükumeti savun uyorsa çıkarı var, muhalefeti eleştiriyorsa hain, kimileri kaderine razı, kimileri her şeyden şikayetçi, kimileri umutsuz, kimileri de hayatından memnun derken…. çok köşeli bir toplum haline geldik.

Hangi köşeden bakarsak bakalım, iyi durumda değiliz.

Veliler, Eğitim sisteminden şikayetçi, çocuğu atanmamış, işi yok, ama sandığa gidince yine bildiğini okuyor.

Okullar İmam hatiplere dönüştü, okullara mescid zorunluluğu getirildi, karma eğitim sonlanıyor, çocuğunun matematik sınavını, okul puanını önemsediği kadar geleceğini önemsemiyor.

Kahvehaneler emekli öğretmen dolu, işsiz bir çok insan günlük sıkıntılarını unutmak için elindeki taşlara odaklanmış, kimse ‘’ben ne yapabilirim’’ diye sormuyor.

Köylü, çiftçi, üretici yem fiyatlarından şikayetçi, ‘’tohum pahalı, gübe pahalı, mazot pahalı’’ diye ağlanıyor ama gidip, ‘saray’da ağırlanan Muhtar’a hesap sormuyor.

Köylünün Pazarda; süt , yumurta satması yasak, kendi yetiştirdiği tohumu satması yasak, üretimde bir çok desteğe ihtiyacı var, seçim zamanında köyüne gelen bakan’a, vekil’e hesap sormuyor.

Üretici zor şartlarda ürettiği ürünü, aracılara yok pahasına vermek zorunda kalıyor, bir yıl çalışıp, kendi deyimiyle, ‘’ilaççıya, ziraatçıya, bakkala’’ dahi borcunu ödeyemez durumda, ithalatla ekmeğine bıçak saplanıyor, oy verdiği parti’ye hesap sormuyor.

Çiftçinin Banka kredilerinden beli bükülmüş, gidip bankada memura bağırıyor, müdüre bağırıyor ama bu sisteme mecbur bırakanlara hesap sormuyor.

Cumhuriyet’in kurumları tek tek satılırken seyredenler, ‘’tarımda niye bu hallere geldik’’ diye sorgulamıyor.

‘’Üreten tarım ülkesi ‘’ olmaktan çıkıp, dışa bağımlı tüketen bir topluma dönüştük, ‘’Milli tarım kuluşları niye kapatıldı’’ diye kimse hesap sormuyor.

‘’Yerli malı Yurdun Malı’’ diye kutlamalar yapan bir nesilden, elin adamının buğdayına, tohumuna el açan bir toplum olduk.

Kimse, neden? diye sormuyor !!

‘’Kaç adamız işgal edildi, ne kadar toprağımızı yabancılar satın aldı, ne kadar ormanımız yok edildi, ne kadar suyumuz gaspedildi’’ kimse sesli sormuyor..

Üreten Köylü’yü ‘’milletin efendisi’’ yapan bir yapıdan, köylüyü tüketime zorlayan bir sistemin kurbanı olduk, herkes halinden memnun kimse ‘’neden üretmiyoruz’’ diye sormuyor…

Çiftçiler, ziraatçılar, üreticiler, muhtarlar ‘’Milli Tarım Politikası neden hayata geçmiyor’’ diye sorgulamıyor.

‘’İthalat’ta gümrük vergisini yüzde 137’den, yüzde 26’ya düşürmek tarıma, ekonomiye, köylüye, çiftiye en büyük darbedir.

Niye kimse çıkıp ‘’yapmayın’’ demiyor.

Yurtlarda çocuklar yanıyor, yurtlarda, cami’lerde çocuklar tacize uğruyor analar, babalar sokağa çıkıp hesap sormuyor.

Binlerce askerimiz zehirlendi, kimse çıkıp ‘’suçlu kim, Mehmet’in hakkını arayacak’’ diye sormadı.

İç içe geçmiş dertlerimiz. Kimi siyasilere güveniyor, kimi çok sevdiği ‘adam’a, kimi biat ettiği partiye.

Kimi yeni arayışlarda, kimi ne olursa olsun durumunda …

Herkes karşısında ki topluluğu azınlık olarak görüyor.

Hangi siyasi görüşten olursa olsun, hiç kimse laik düzenin bozulmasını istemiyor.

Kimsenin insan olarak ötekine bir nefreti, öfkesi, ön yargısı yok ama bu düşüncede olan milyonlar bir araya gelemiyor.

Bir gençlik örgütlenmesi çıkıp tam bağımsızlık için mücadele ediyor, eleştiriyoruz, Medeni kanun değişiyor, mahkemeye veren bir kaç örgüt dışında kimse ses çıkarmıyor, Evrim teorisi yok sayılıyor, bu konuda bir bilim dergisi yayın yapıyor, kimse alıp okumuyor, Müfredat değişti, belli bir kaç dernek ve kurum dışında çözüm yolları arayan yok, kimse merak edip sormuyor.

Toplumu bu duruma getiren, kutuplaştıran, ötekileştiren tek neden, siyasilerin öfkeli üslupları, hedef göstermeleri, kışkırtmaları, sindirmeleri, korkutmaları ve siyasi çıkarlarına halkı alet etmeleridir.

Bu durumda, bir yanda kişisel çıkarlarından vaz geçemeyenler, diğer yanda ne olursa olsun tam bağımsızlıktan yana tavır koyanlar var.

Kimin kazanacağını tahmin etmekten çok, kimin kaybedeceğinden eminiz.

Sen, ben, o, bizler, onlar, milyonlar, koca bir ülke… hepimiz !!!

Ebru Oğuzhan Yetere.o.yeter@bihabermedya.com
1967'de Ardahan Göle'de doğdu. 1985 yılında hayatımın üniversitesi dediği İş Bankası 'nda çalışmaya başladı. 2008 'de emekli oldu. O tarihten itibaren Atatürkçü Düşünce Derneği ve Cumhuriyet Kadınları Derneği başta olmak üzere aktif olarak görev alıp çalışmaktadır. Halen CKD Fethiye yönetim kurulu üyesidir. 2008'de başladığı köşe yazılarına çeşitli haber sitelerinde düzenli olarak devam etmektedir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.