SON DAKİKA

iphone 8 Geliyor

CepTeknoloji

Castro Ölmeden Önce Küba 13

Bu haber 28 Ağustos 2017 - 22:31 'de eklendi ve 226 views kez görüntülendi.

Havana’dan, Santiago de Küba’ya oradan Trinidad’a şu an bulunduğumuz şehir Varadero, şaka maka günlerdir yollardayız.

Küba’yı bir uçtan bir uca geçiyoruz, gezdikçe iştahımız kabarıyor.

Daha çok yer görmek Küba’yı tam olarak kavrayabilmek için uzun seyehatler hiç umrumuzda değil, her an yeni bir yer görme keyfi ve heyecanı içinde yola devam ediyoruz.

Fakir ama güzel ülke diyeceğim de niye fakir olsun ki, insanların karnı tok, herkesin yapacağı bir işi var!

Tüm ihtiyaçların karşılandıktan sonra aldığın para ister  5000 TL  ister 25 USD olsun.

Sizce bir önemi olurmuydu, aldığınız paranın ?

Ay sonunu nasıl getiririm diye düşünmeden, alın terinle çalışıp.

Gönül rahatlığı ile çocuğunu devletin eşit koşullarda en iyi eğitimi verdiği okullara yollayarak.

Cebinden fazlaca çıkacak çocuğun servis parasını düşünmeden, bisikletle güle oynaya, güven içinde el sallayarak okula yolladıktan sonra.

Devlet okulunda resim, bale, piyano gibi bireysel ve toplumsal kişiliği için hiç para harcamadan eğitimler alsaydı çocuklarınız!

Bir türlü bitmeyecek olan ödenmesi gerekli, elektrik ve su faturalarını hatta ev kirasını hatta aylık kendinin ve eşinin yol masraflarını.

Haftalık, aylık gıda giderlerini düşünmeden tüm ailenin hastane ve ilaç giderlerini dert etmeden getirseydin.

Ay sonunu; sizce bir önemi olurmuydu kazandığınız aylık 25 USD maaşın???

Karar sizin vah vah zavallı ben mi yoksa vah vah zavallı Küba’lı kardeşim mi  dersiniz bilemem ?

Biz en iyisi yola devam edelim ve Vinales kasabası için yola çıkalım.

Viazul otobüs terminaline gitmek için bindiğimiz taksinin hala nasıl çalışır durumda olduğunu çok merak ettik.

Çok eski klasik bir Amerikan arabası ama motoru hala sağlam ve hatta sanırım Küba’lılar ambargo yılları boyunca çok iyi otomobil tamircileri haline gelmiştiler.

Kalkmak üzere olan otobüse tam zamanında yetişiyoruz.

Biletlerimiz olduğu için sıkıntı yaşamadan binebildik otobüse.

Meraklı gözlerle geçtiğimiz yerlere bakarken, ülkenin doğasının gerçekten muazzam olduğunu görüyorsunuz hatta bazı bölgelerden geçerken adeta, Ege kıyılarından geçer gibi hissediyorum.

Ara ara bakalım bu otobüste nasıl bir problem yaşayacağız diye gülerek konuşuyoruz.

Pınar del Rio şehrinde otogarda mola verdik.

Üstü kapalı, demir gövdeli içindeki yolcular ile ceza evini andıran tuhaf toplu taşıma araçlarının yanı sıra, at arabası dolmuşlar da gözden kaçmıyor.

Her ülkenin otogarı gibi burası da oldukça gürültülü ve karma karışık.

Tuvaletler için şansınızı bile denemeyin derim.

Vinales’e 15 km var, yokuş yukarı çıkarken pat diye otobüs durmaz mı!

Hah işte beklenen sorun geldi.

Sonunda Viazulun otobüsü için beklediğimiz sorunla yüz yüze gelmiştik.

Önce Otobüsten kimse inmiyor, Kimse otobüsün bozulma ihtimalini düşünmüyor sanırım.

Havana’dan sonra en çok turist çeken Vinales otobüsünde Küba’lı yok!

Tüm koltukları turistler kaplamamış Alman, Avusturalyalı, Israilli ve tabiki otobüsün Türk yolcusu bizler.

Otobüsten aşağı inerek neler olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz, ama otobüs yeniden çalışırmı? bilemiyorum !

Bekle bekle nereye kadar…

Bagajdan çantalarımızı alarak yoldan geçen araçlara el kaldırıyoruz.

Ters istikametteki taksilere dönün diye işaret ediyoruz.

Çabalarımız boşa çıkıyor tam 1 saat kaynayan asfaltın üstünde, ellerimiz havada kalıyor.

En sonunda yürümeye karar veriyoruz, Avusturalyalı tek başına seyehat eden bayan, bende size katılabilirmiyim diye soruyor.

Hay hay diyoruz çantaları sırtlanıp yürümeye başlıyoruz tabi geçen arabaları durdurma çabamız devam ediyor…

Ve evet en sonunda bir sarı taksi duruyor.

Pazarlık yapacak şansımızda yok. Ne istediyse veriyoruz…

Aslında on dakika bile sürmüyor taksi ile varacağımız yer. Otobüse bak ya tam da bozulacak yeri bulmuş.

Ayarladığımız casa particuların sahipleri bizi otobüs firmasının durağında karşılayacaktı.

Zaten küçücük bir yer olan Vinales de biz sizi buluruz demişlerdi.

Otobüs bozulduğu için ve aradan fazladan bir kaç saat geçtiği için, taksiden indiğimiz zaman bizi bekleyen kimse yoktu.

Atmaca casa particular sahipleri hariç tabi.

Onlardan pek kolay olmasada kurtuluyoruz ve kendi başımızın çaresine bakalım diye, etrafa bakıyoruz.

Yol boyunca sıralı tek katlı evlerin hepsinin üstünde ‘’casa particular’’ tabelaları var.

Bir kaç tanesinin kapısını çalarak en sonunda yol üstünde ki şirin evlerden birinde karar kılıyoruz.

Tek derdimiz temiz yatak ve duş.

Penceresi olmayan duvarlara asılmış hantal perdeleri ,görmezden gelirsek gayet güzel ve evden bağımsız bir odamız var.

Ama duştan damlayarak akan su benim için ayrı bir kabus oluyor.

İnsanoğlu iyi ve kötü koşullara hemen adapte olabilme yeteneğine sahip.

Aklanıp paklanıp günün geri kalan zamanını kasabanın keşfine ayırıyoruz.

Küçük bir kasaba değil burası, bariz minik bir köy.

Köyün merkezini baştan başa tam onbeş dakikada yürüyerek bitiriyoruz.

Yerli halk tamamen kendi halinde, yollarda gezen tavuklar, inekler, keçi ve koyunlarla oyun oynayan çocuklar.

Kağnıları ile geçen köylüler, sımsıcak ve çok içten bir köy.

Beklenmedik şıklıkta restoranlar ve barlarda çok dikkat çekici.

Sokaklar yüzlerce genç turisti ağırlıyor. Cıvıl cıvıl bir köy burası.

Hatta keşke burasını en sona saklamasaydıkta ilk geldiğimiz günlerde gelip daha uzun kalsaydık diye de demeden, geçemiyoruz.

Güzel bir yere oturup keyifle yemek yemek en büyük arzumuz şu an.

Onca yol yorgunluğunu atmak için bir kadeh kırmızı şarap ve fırında kuzu eti.

Şaka değil diğer hiç bir şehrin menüsünde görmediğim yemekleri almışlar listeye.

Havana’da bile bu kalitede bir restoran görmedik desem yeri var.

Herşey bir köy için olağan üstü güzellikte ve verdiğiniz paraya değecek değerde. Çok sevdik burayı çok…

Minik minik acentalar turisttik aktiviteler için faaliyete geçmişler ve her birinde kuyruklar sokaklara kadar taşmış.

Biraz bekleyip tekrar geri geliyoruz fakat manzara aynı.

Vinales; Küba’nın en zengin tütün tarlalarının bulunduğu ve en kaliteli tütünün elde edildiği, en kaliteli kahve tarlalarının ve romların üretildiği Küba ekonomisine katkısı büyük, küçük bir kasaba.

Küba’nın batı ucundaki Sierra de los Organos’taki Vinales Vadisi, dağlarla çevrili ve 300 m’ye kadar yükselen muhteşem bir kubbeyi  andırır.

19. yüzyılın başında sömürgeleştirilen vadi, bereketli topraklara ve stok yükseltme, yem ve gıda ürünlerinin ekimi için elverişli bir iklime sahip.

Geleneksel tarım yöntemleri, özellikle birkaç yüzyıl boyunca bu düzlükte değişmeden kalmıştır, özellikle tütünden elde edilen gelir ile çok kültürlü bir toplumun yaşadığı çiftlikler ve köyler oluşmuş.

Tütün yetiştirme ile ilgili geleneksel tarımsal uygulamaları hala devam ediyor.

Mekanik yöntemlerle ekim ve hasat tütünün kalitesini düşürdüğünden, hayvan çekimi gibi zamana bağlı yöntemler hala kullanılmakta.

Yemyeşil manzara kırsal bölgenin karakteristik bir özelliği haline bürünmüş.

Tarlaların üzerine dağılmış binaların çoğu basit, yerel ve doğal malzemelerden yapılmış  ev veya aile çiftlikleri olarak kullanılıyor.

Ana cadde boyunca uzanan Vinales köyü, orijinal düzeni ve koloniyal mimarinin birçok ilginç örneğini, çoğunlukla verandalı tek katlı ahşap evleri ile şirin bir köy halini almış.

Vinales vadisi de UNESCO dünya kültür mirası listesinde yerini almış.

Aşkam üstü casa particulara geri geldiğimizde konuksever ev sahipleri bize çay yaptı bahçede sohbete daldık ve yarın at safari yapmak istediğimizi fakat kuyrukların sokağa taştığından yakındık.

Yeşil gözlü, güler yüzlü eğri burnu ile bizim karadeniz insanımızı andıran ev sahibimiz istersek bu işleri organize eden devlet görevlisine telefon edip davet edebileceğini hatta bize özel tur ayarlayabileceğini söyledi.

Bu fikir bize çok mantıklı geldi ve sadece köyü gördük, dönüyoruz havasından kurtulmak için de kaçmaz bir fırsat olarak gördük.

Kadın hemen telefon etmek için yerinden kalktı, birkaç dakika sonra gülümseyerek döndü, az sonra buraya gelecek dedi.

Adamın gelişini sabırsızlıkla bekliyoruz, yaklaşık yirmi dakika sonra kapıda bir motor durdu ve seyis kıyafetiyle biri bize doğru yaklaştı.

Akıcı ingilizcesi ve kendinden emin bir tavırla sabah 09:00 da taksi sizi gelip kapıdan alacak, at çiftliğine getirecek ve orada benimle buluşacaksnız.

Atlarınızı seçip verdiğimiz rehber ile tütün ve kahve tarlalarını gezebileceksiniz.

Fiyat kişi başı 30 CUC kabul ediyormusunuz dedi ve ayağa kalktı, bizde tokalaşarak elbette kabul ediyoruz dedik .

Böylece saatlerce kuyruk bekleyip, bir sürü zaman kaybetmeden kısacık bir zaman zarfında yarın ki gezi programımızı da belirlemiş olduk.

Küba’nın vazgeçilmez sallanan sandalyelerine kurulup ellerimize kitaplarımızı alıp okumaya başlıyoruz…

Meltem Karakoyun
Meltem Karakoyunm.karakoyun@bihabermedya.com
Atatürk ilke ve inkılaplarına daima bağlı kalan, Türk olmakla her daim övünen, ülkesine ve milletine büyük bir sevgi ile bağlı . Hukuk ve Adalete güvenen , 6 Ok' a inanan ve Y-CHP ye asla inanmayan . Aydınlık ,güzel günlerin geri geleceğine inanan biri.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.