SON DAKİKA

iphone 8 Geliyor

CepTeknoloji

Bahar Alegorisi

Bu haber 05 Ağustos 2017 - 16:51 'de eklendi ve 224 views kez görüntülendi.

Sandro Botticelli’nin “La Primavera”  İlk Bahar

Bu hafta tekrar Botticelli’den bahsedelim.

Kendisinden ziyade, başyapıtı olan ‘’ ilk Bahar ‘’ adlı eserini inceleyelim.

Sandro Botticelli:  ilkbahar

Tarih: 1478

Orijinal Boyut: 203 x 314 cm

Yer: Galleria degli Uffizi, Florence

Santara Boticelli’nin ‘’Bahar Alegorisi ‘’ (Allegory of Spring) eleştirmenler tarafından bugün hala tartışılıyor.

Gerçi ‘’ La Primavera ‘’ İtalyanca ‘’ ilk bahar ‘’demek

Kimine göre tablo baharı, kimine göre cinselliği, kimine göre ise aşkı, kimine göre botanik bir bahçeyi kimine göre ise rahatsızlık verici bir ortamı anlatıyor.

Bu eserde dokuz karakter resmedilmiş ve hepsi klasik mitolojiden çıkmış karakterler.

Aşk tanrıçası Venüs; tablonun merkezinde yer alıyor.

Kör oğlu aşk meleği  (Cupit ) Eros hemen onun üzerinde uçuyor ve ucu yanan bir oku fırlatmaya hazırlanıyor ve yarı çıplak haldeki üç güzelle nişan almış bir halde.

Bu genç kızlar zarefet ve neşeyi temsil eden periler.

Solda duran genç erkek figür; tanrıların elçisi’’ Merkür ‘’ (Hermes) üzerinde kanatlar bulunan botları ile kendi kimliğini şüphesiz ortaya koyuyor.

Gizemli figürler ise sağda toplanmış, ‘’Zephyrus ‘’batı rüzgarının  kanatlı tanrısı.

Floris (Chloris ) Çiçekler Tanrıçası ve bir orman perisi.

Zephyrus, peri Chloris’in peşindedir ve elini değdirdiği anda Chloris Çiçekler Tanrıçası Flora’ya dönüşür.

Yan yana  ve ağzında cezayir menekşesi bulunan, bu iki kadın figürü aslında tek bir kadının tasfiri.

Figürlerin hepsi son derece bereketli bir bahçede duruyor.

170 türü gösteren 500 ‘ü aşkın çiçek ve bitki resmedilmiş.

Bu çiçekleri ve figürleri ayırt etmek hiç de zor değil, sadece bu bahçede neden bir araya getirildikleri merak konusu!

Bu taployu daha iyi anlayabilmek için 100 yıllar öncesinin, rönesans dönemi Floransa’sı na gitmek gerekiyor.

Çünkü bu başyapıtı ancak kendi dönemi içinde degerledirirsek anlamlandırabiliriz.

Erken yaşlarda dekoratif sanatlara yönelen Boticelli, daha sonra kuyumculuk eğitimi almaya başladığı için, iyi de bir  gelir elde etmeye başlamıştı.

Ardından dönemin ünlü ressamlarından, resim tekniklerini öğrenmeye başladı.

Ve  bu başyapıtta ustasının uçuşan elbiselerini daha zarif bir şekilde resmetmeye başladı.

Yirmili yaşlardaki Boticelli çoktan kendini Floransa’nın baş ressamı olarak kabul ettirmişti.

Üstün becerileri sayesinde kısa süre sonra Roma’ya davet edilir ve inşa edilmekte olan altıncı papa şapelindeki bazı freksleri hazırlaması istenir.

Doğal olarak bunlar dini çalışmalardı.

Bazı bölümlerde Bahar Alegorisinde olduğu gibi Laik yansımalar göze çarpıyordu.

Başarılı bir sanatçı olan Boticelli devasa bir pagan çalışmaya imza atıyor, hem ahlaki hem de sanatsal açıdan büyük bir riske giriyordu bu pagan çalışması ile.

Rönesans dönemi sanatçıları kendi konularını kendileri nadiren seçebildikleri için bu eserin de bir sipariş olduğu unutulmamalı.

Hele de bu sipariş muhteşem Lorenzoya aitse.

Politik açıdan çok bilgili ve sanatsal çalışmaları yakından takip eden Lorenzo’nun Bahar Alegorisinin içinde tasfir edildiğine inanılıyor ve hatta  tanrıların elçisi Merkür’ün, Lorenzo olduğuna inanan eleştirmenlerde var.

En parlak dönemini  yaşayan Floransa, kendine örnek olarak eski  Roma dönemini seçtiği için, dönemin entellektüelleri ve ressamlarını Floransada buluşturdukları gibi, Roma dönemine ait Pagan sanatı da ilgi odağı olmuştu.

Ve Hıristiyan sanatının katı kurallarından uzaklaşışarak, değişen döneme de ayak uydurmak gerekiyordu.

Boticelli de eserlerinde  Pagan tarzını kullansada ve ‘’Laik ‘’ bir tablo yapmış olsada Bahar Alegorisi dini bir tabloyu çağrıştırıyordu.

Çünkü burada Venüs, Meryemi çağrıştırıyordu ve Aşk tanrıcası  Venüsün de  kutsal bir oğlu vardı.

Ve oğlu (Cupit) Eros hemen onun üzerinde uçuyordu ve belki de Bahar Alegorisi sevgiye atıfta bulunan bir eserdi.

Büyük hırıstiyan erdemi, pagan bir tabloda yeniden yorumlanıyordu.

Boticelli’yi hem teknik hem de sosyal açıdan zorlayan şey ise; belki de bin yıldır sanatsal çalışmalarda göze çarpan, erotik dişi figürleri zarafet, neşe ve sevinci simgeleyen bu perileri bir yere oturtmaktı.

İnce örtüleri en az gizlediği kadar çok şeyi de açığa çıkartıyordu.

Çünkü o dönemde periler gerçek kadınlar olarak kabul edilmiyordu Rönesans dönemi onları farklı bir varlık kategorisine yerleştirdiği için eleştiriye açık değildi.

Ve Venüse eşlik eden periler onun  zarafet ve güzelliğinin bir yansımasını oluşturuyordu.

Bu eser çok büyük bir işti ve Boticelli gibi bir ustanın dahi bu eser için bir yıldan daha uzun bir süre çalışması gerekiyordu.

Yaklaşık 30 yıl önce Floransa arşivlerinde yapılan bir araştırma ‘’ilk bahar’’ adlı eser ile ilgili devrim niteliğindeki bilgiyi ortaya çıkardı.

1498 de yapılan eşyalar döküm listesinde bu tablodan bahsediliyordu ve bir de fiyat biçilmişti, tahmini değeri ise 100 Liret.

Bu keşif ile tablonun içerdiği bir aşk hikayesinden bahsedilmeye başlandı.

Ve ilk kez bu eserin Floransa da bir dairenin yatak odasında sergilendiği ortaya çıkartılmıştı.

Ve bu dairede ki yatak odası muhteşem Lorenzo’ya değil de öksüz yiğeni Lorenzo di Pierfrancesco ‘ya aitti.

Aslında bu isim  tarih kitaplarında rastlanan bir isim değidil.

Günümüzde hatırlanmasının sebebi ise  ‘’La Primavera’’ yı onun sipariş ettiğine inanılması.

19 Haziran 1482 yılında reşit olmayan ve birbirini tanımayan bu gençler, Lorennzo’nun bir politik hamlesi sonucu  evlendirilirler.

Günümüzde aşk ve romantizm  doğal sonucu, evlilik olarak görülüyor ama Rönesansda ki düşünce farklı idi.

Çünkü  Rönesans döneminde mantık evlilikleri yapılıyordu ve aşk söz konusu değildi !

O dönem düğünden önce tablo sipariş etmek ise en doğal olaylardan biri idi.

Tabloda rahatsızlık veren köşede yer alan cinsel şiddet olayı, günümüzde anlamsız olabilir ama o dönem de yeni evlenen çiftlerin verdiği siparişlerde tekrar eden bir olay olarak biliniyor.

Bahar Alegorisi’nde de bu şiddetin mutluluğa dönüşmesini görebiliyoruz.

Çiçekler içindeki Floranın gururlu gülümsemesi, evliliğinden şikayet etmesini gerektirecek bir şey olmadığını ifade ediyor.

Zorlamadan doğan bu mutlu evlilik belki  bazı mesajlar içeriyor olabilir.

Rönesans döneminde tablolara, ya aşagıdan yukarı ya da yukarıdan aşağı bakılıyordu.

Resme direk bakılmadığı için. Biraz yukarı asılan tabloda merkezdeki perinin ayağının altı gözüküyor.

Resme ayrı ayrı değilde bütünde bakıldığında ise son derece dekoratif olduğu göze çarpıyor.

Adeta bir halı görünümünü alıyordu. Bu eserinde Boticellinin son derece öncü  ve yenilikçi olduğu ortaya çıkıyor.

‘’İlk bahar ‘’ adlı eserde kullanılan kompozisyon ve figürler radikal ve yeni görünsede, aslında bu teknik son derece gelenekseldi.

1480 de yağlı boya tablolar nadir sayılmazdı ama bu eser için Boticelli daha eski bir yönteme yumurta kıvamlı boyaya başvurmuştu.

Bu tekniğin özellikleri artık unutulmaya yüz tuttu. Yapıldığı dönemde ise bu teknik tablonun büyüsüne çok şey kattı.

Aslında bu teknik çok da basitti, tüm boyalar renkli pigmentlerden ve tutkaldan oluşur.

Burada tutkal yumurtanın sarısıdır ve bunun içinde önce yumurta sarısı beyazdan ayrılır ve daha sonra sarının zarı delinerek sadece içindeki sarısı alınır.

Koyu tonlar için parlaklığa gerek yoktur fakat  biraz açık renk ile solgun renkler elde edebilirsiniz.

Üzerinde çalıştıkça renk koyulaşır ve yarı şeffaf bir renk elde ettiğinizi görürsünüz.

Aynı zamanda alt kısımdaki aşı boyasının sonuçta ortaya çıkan tablonun optik özelliklerine nasıl bir fark sağladığınıda hemen fark edersiniz.

Ve bu uygulamada genellikle yumuşak fırça kullanılır.

Küçük fırça darbeleri kendi doğallığı birbirine geçer ve bu erken safada boya çok çabuk kurur.

Yumurta kıvamlı boya kullanmaktan gelen yarı şeffaflık, kendini üste serilen ikinci kata teslim eder ama Boticelli yarattığı bu özelliği daha girift bir şekilde kullanmayı başarmıştır.

Açık beyaz renklerin en önemlisidir ve yumurta kıvamlı boya opak gibi kullanılacak bir özelliğe sahiptir.

Son derece küçük dokunuşlar ise ayrıntılı ve özenle işlenmiş bir görüntü ortaya çıkartıyor, Venüsün kıyafetinde gördüğümüz gibi.

Bu hassas işlemeler ile eser bir teknik bir zafer kazanmıştı.

Hassas işlemeleri, dans eden erotik figürleri ve meydan okuyan kompozisyonu ile erken Rönesans döneminde belirgin olmasını sağladı.

Duygusal cazibe ve fiziksel güzelliğin böylesine güzel bir şekilde bir araya getirilmesi ise ender rastlanan bir durumdu.

Fiziksel cazibesi ön planda olan bu eserde, uzmanlar akıl yürütmenin gerekli olduğunu da savunuyorlardı.

Tablodaki tüm figürleri birbirine bağlama isteği, bazı uzmanları kalbin duygusallığından, aklın endişelerine özelliklede Eflatun’un felsefesine doğru yönlendirdi.

Muhteşem Lorenzo’nun dönemin en akıllı insanlarını bir araya getirerek, onlarla politika, felsefe ve şiirden özelliklede yeni yeni tercüme edilen Eflatu’nun çalışmalarından bahsettiğini bugün biliyoruz.

Bazıları Eflatun tabanlı sohbetlerin , İlk bahar adlı tabloda görsellik kazandığını düşünüyordu.

Floransalı’ların Eflatun’un felsefesine ilgilerinin temelinde ise aşka dair yaptığı açılımlar yer alıyordu.

Aşk bir tetikleyici idi ve kutsal aşk insanı kutsallığa yönlendiren tetikleyici duyguların en büyüğü idi.

İnsanlığın ve onun gelişiminde gösterdiği en ayırt edici özelliği, ruhu kutsallığa kadar götürecek bir erdemdi.

Tabloda insan ruhunun gelişimini de okuyabilirsiniz.

İç güdüsel, tensel aşktan daha medeni olan insani aşka ordanda kutsal aşka geçiliyor.

Aşırı uçlar bir tarafta yer yüzüne  inen Zephyrus ve diğer tarafta gökyüzüne yükselen Merkür tarafından temsil ediliyor.

İçinde sırlar saklayan tablo sadece estetik açıdan değil entellektüel açıdanda da bir güzellik sunuyor.

Yorum yapmak tamamen soyut birşey ve sonu yok o yüzden herkesin tabloya bakışı çok farklı.

Bu sahneye daha dünyevi bir bakış açısı getirmek de mümkün.

Çiçekler, bitki ve ağaçlarla süslü tabloda ki çiçeklerin her birinin bir anlamı olduğuda ifade ediliyor.

Bunca yoruma açık tablo Medici ailesinin son hanedanının ölümü ve Boticelli’nin fakirlikten öldüğü günden sonra tam 400 yıl boyunca tüm gözlerden uzakta kalıyor taki 19.yy kadar.

Şimdi ise Uffizi müzesinde ziyaretçi akınına uğruyor ve güzelliği ile hala akılları karıştırıyor.

Kaynak : Tuvaldeki başyapıtlar belgeseli

Meltem Karakoyun
Meltem Karakoyunm.karakoyun@bihabermedya.com
Atatürk ilke ve inkılaplarına daima bağlı kalan, Türk olmakla her daim övünen, ülkesine ve milletine büyük bir sevgi ile bağlı . Hukuk ve Adalete güvenen , 6 Ok' a inanan ve Y-CHP ye asla inanmayan . Aydınlık ,güzel günlerin geri geleceğine inanan biri.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.