SON DAKİKA

iphone 8 Geliyor

CepTeknoloji

Atatürk, Satranç, Dış Politika

Bu haber 11 Temmuz 2017 - 18:43 'de eklendi ve 1.273 views kez görüntülendi.

 Atatürk, Satranç, Dış Politika

Satranca merakım, daha ilkokul 5. sınıfta, öğretmenim Cemil Bey’in (nur içinde yatsın).

Atatürk’ün satranca olan merakından ve iyi bir satranç oyuncusu olduğundan bahsettiği günlerde başladı.

Zamanla anladım ki zaten bilerek ya da bilmeden yaşamımız boyunca hepimiz satranç oynuyoruz.

Atatürk, Satranç, Dış Politika

Yanlış hamle yaptığımızda zayıf duruma düşüyor, doğru hamle yaptığımızda da güçlü bir konuma sahip oluyoruz.

Zayıf duruma düştüğümüzde savunmaya geçiyor, güçlü hale geldiğimizde ise atak yapıyoruz.

Mustafa Kemal’in 19 Mayıs’ta Anadolu’ya geçtiği günleri bir düşünelim.

Hakkında ölüm fermanı çıkarılmış ve elinde hiçbir güç olmaksızın başladığı satranç oyununda.

Her hamlesini doğru yerde ve doğru zamanda yaparak ve böylece, zayıf durumdan güçlü duruma geçerek.

İşgalci emperyalistlere ve onların maşalarına şah-mat demedi mi?

Peki, Mustafa Kemal “tamam, düşmanları dize getirdik, artık satranç oyunu bitti” dedi mi?

Elbette hayır. Tam tersine, elde ettiği güç ile yepyeni bir satranç oyununa başladı.

Bir yandan ülke içinde, ekonomik, sosyal ve kültürel devrimler yaparken, diğer yandan.

O güne değin yaşamı savaşlar içinde geçmiş, barışın önemini kavramış ve içselleştirmiş bir asker olarak.

“Yurtta Barış, Dünyada Barış” sloganıyla birlikte uluslararası birçok barış antlaşması imzaladı.

Mustafa Kemal, barış masalarına bir satranç ustası olarak ve tüm hamlelerini planlamış.

Bir lider olarak oturmuş, savaş alanlarında sağladığı başarıları yaptığı dostluk antlaşmaları ile perçinlemiştir.

Sadece iki yıl içinde, 24 Temmuz 1923’te imzalanan ve kendi çizdiğimiz sınırları tüm dünyaya.

Kabul ettirdiğimiz Lozan Antlaşmasının ardından imzalanan antlaşmalara kısaca bir göz atalım:

10 Aralık 1923: Avusturya ile dostluk antlaşması

15 Aralık 1923: Macaristan ile dostluk antlaşması

31 Mayıs 1924: İsveç ile dostluk antlaşması

27 Eylül 1924: İspanya ile dostluk antlaşması

11 Ekim 1924: Çekoslovakya ile dostluk antlaşması

1 Aralık 1924: Estonya ile dostluk antlaşması

9 Aralık 1924: Finlandiya ile dostluk antlaşması

19 Eylül 1925: İsviçre ile dostluk antlaşması

18 Ekim 1925: Bulgaristan ile dostluk antlaşması

28 Ekim 1925: Sırp-Hırvat-Sloven ile dostluk antlaşması

17 Aralık 1925: Sovyetler Birliği ile “Tarafsızlık ve Saldırmazlık” antlaşması

30 Ocak 1926: Şili ile dostluk antlaşması

Burada vurgulamak istediğim bir nokta var: Atatürk o kadar güç elde ettiği halde hiçbir ülkeye.

“Ey Fransa, Ey, İtalya, Ey Almanya..” tarzında yaklaşmamış.

“değerli yalnızlık” gibi kamuoyunu teselli etmeye yönelik uyduruk kavramlar yerine “değerli ve nitelikli birliktelik” felsefesiyle.

Tüm ülkeleri dünya çapında kurmayı planladığı “Dostluk Çemberi”ne katmanın yollarını aramıştır.

Tamam da bunun yararı nedir?

Bunun yararı, dostluk antlaşması imzaladığı bu ülkelerin çoğuyla daha sonra ticaret antlaşmaları imzalamış olmasıdır.

18 Ocak 1926 ile 22 Haziran 1930 tarihleri arasında ABD, Sovyetler Birliği, Almanya, Finlandiya, Macaristan.

İsviçre, Çekoslovakya, Belçika, Lüksemburg, Estonya, Romanya, Fransa, İrlanda gibi ülkelerle imzalanan.

Ticaret antlaşmalarıyla ülke ekonomisinde çok büyük bir canlanma gözlenmiştir.

Cumhuriyet tarihimizde en yüksek oranlı ekonomik büyüme % 7,8 ile Atatürk döneminde gerçekleşmiştir.

Yine bu tarihler arasına sıkıştırılan Yunanistan ile dostluk antlaşması, Montrö Boğazlar Sözleşmesi.

Sadabat Paktı, Mısır ile dostluk antlaşması, Balkan Paktı gibi antlaşmalar…

Ve Hatay’ın Türk topraklarına katılmasının ilk adımı olan ve 4 Temmuz 1938’de Fransa ile imzalanan.

“Hatay’da eşit sayıda asker bulundurma” antlaşması.

(Bu antlaşmanın imzalandığı gün, 4 Temmuz 1938’de, Türk birlikleri Hatay’a girmiştir.)

Tekrar anımsatalım. Uluslararası alanda yapılan bu hamlelerin yanında ülkenin geleceğini bir oya gibi.

İşleyen Atatürk’ün, ülke içinde de eğitim, insan hakları, kadın hakları, yargı reformları.

Sanayi yatırımları vb. tüm hızıyla sürmektedir.

(Sanayi yatırımları deyince anımsatmakta yarar var.

Süre olarak aynı süre. İkisi de 15 yıl. İlk 15 yıl 1923-1938 arası dönem, ikincisi 2002-2017 arası dönem.

İlk 15 yıllık dönemde yapılan yatırımlarla ikinci 15 yıllık dönemde satılan varlıklara.

Baktığınızda şaşkınlıktan gözleriniz yuvalarından fırlayabilir.

Aman gözlere dikkat!)

Bu hamleler sonucu Türkiye Cumhuriyeti o denli saygın, o denli dostluğu aranır bir ülke haline gelmiştir ki.

Atatürk’e bir röportajda bir gazetecinin sorduğu “Birleşmiş Milletlere  (o günkü adıyla Cemiyet-i Akvam).

Üye olmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna Atatürk’ün verdiği yanıt.

Türk Ulusunun şanlı tarihine altın harflerle kazınmıştır:

“BİZ ŞARTLARIMIZI KOYARIZ, KABULLERİNE BAĞLI.

BİZ ÜYE OLMAK İÇİN MÜRACAAT ETMEYİZ.

DAVET GELİRSE DÜŞÜNÜRÜZ…”

Bunun üzerine Birleşmiş Milletler yasası değiştirilmiş ve o güne dek hiçbir ülkeye gönderilmeyen.

Davet mektubu Türkiye’ye gönderilmiştir. Birleşmiş Milletler tarihinde, üyeliğe davet edilen ilk ülke Türkiye’dir.

Konuya satranç diye girmiş ve Atatürk’ün satrancı çok sevdiğini, çok iyi bir satranç oyuncusu olduğunu belirtmiştim.

Evet, Atatürk satranç turnuvalarına katılıp “Usta”, “Büyük Usta” veya “Uluslararası Usta” gibi satranca özgü ünvanlara sahip olmamıştır.

ANCAK DÜNYA ÜZERİNDE, GERÇEK HAYATTA OYNADIĞI SATRANÇ İLE ÖLÜMSÜZ VE GERÇEK BİR DÜNYA LİDERİ ÜNVANI İLE TARİHE GEÇMİŞTİR…

Ertuğrul Filizay

Ertuğrul Filizay
Ertuğrul Filizaye.filizay@bihabermedya.com
Sanatın her dalıyla ilgilenen... İç ve Dış politika'yı yakından izlemeye çalışan... Atatürk'çü felsefeye gönülden bağlı... Demokrasi ve Özgürlük sevdalısı... ''Özgürlük ekmekten tatlı, Güneşten güzeldir''

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Hilal11 Temmuz 2017 / 21:54Cevapla

Muhteşem bir yazı tebrik ederim ellerinize sağlık